Menü

Memur ve emekliler daha şimdiden %3,64 alacaklı hale geldi, ek zam ve refah payı Verilmeli

TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı nisan ayı enflasyon verileri, yılın ilk aylarında ortaya çıkan olumsuz tablonun geçici olmadığını bir kez daha teyit etmiştir. Paylaşılan bu veriler, milyonlarca memur ve emeklinin karşı karşıya bulunduğu ekonomik daralmanın derinleşerek devam ettiğini açık ve net bir biçimde ortaya koymaktadır.

Yıllık enflasyonun %32,37 seviyesine ulaşmış olması ise yaşanan refah kaybının ne denli ağırlaştığını gözler önüne sermektedir.   

Resmî verilere göre nisan ayında mal ve hizmet fiyatları ortalama %4,18 oranında artmıştır. Yılın ilk dört ayındaki toplam enflasyon ise %14,64 seviyesine ulaşarak, daha ilk çeyrekte 2026 yılı için öngörülen %16’lık hedefin büyük bölümüne yaklaşmıştır. Bu tablo, belirlenen hedeflerin gerçeklikten giderek uzaklaştığını ve uygulanan ekonomik politikaların dar ve sabit gelirli kesimleri koruma noktasında yetersiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. 

  Öte yandan küresel gelişmelerin etkisiyle artan enerji maliyetlerinin henüz tam anlamıyla fiyatlara yansımadığı dikkate alındığında, önümüzdeki süreçte enflasyonist baskının daha da artacağı açıktır.   Bilindiği üzere ocak ayında memur ve emeklilere 6 aylık dönem için %11 oranında maaş artışı yapılmış, buna ek olarak brüt 1000 TL tutarında seyyanen ödeme verilmiştir. Ancak yılın ilk dört ayında gerçekleşen %14,64’lük enflasyon, yapılan bu artışı daha şimdiden eritmiştir. Memur ve emekliler daha şimdiden %3,64 alacaklı hale gelmiştir.   

Bugün gelinen noktada yüksek enflasyon; milyonlarca kamu çalışanı ve emekli açısından küçülen hane bütçeleri, artan borç yükü ve her geçen gün daha da ağırlaşan geçim şartları anlamına gelmektedir. Aileleriyle birlikte yaklaşık 25 milyonluk geniş bir kesimin alım gücünün sürekli gerilemesi, yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda sosyal denge açısından da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Yıllık enflasyonun %32,37’ye ulaşması, bu kaybın geçici değil kalıcı bir refah erozyonuna dönüştüğünü açıkça göstermektedir. 

  Yıl başında yaptığımız uyarıların bugün birebir gerçekleştiği görülmektedir. Henüz yılın ilk dört aylık bölümünde ortaya çıkan enflasyonun, altı aylık maaş artışının tamamını ortadan kaldırması; mevcut ücret politikasının sürdürülebilir olmadığını net biçimde ortaya koymuştur. Bu nedenle kamu çalışanlarının gelir politikasında acil bir düzenleme yapılması artık kaçınılmaz bir zorunluluk hâline gelmiştir.   Maaş artışlarını piyasa gerçeklerinin altında tutarak enflasyona mücadele edilemeyeceği bir kere daha görülmüştür. Memur ve emekliler, ekonomik büyümeden hak ettikleri payı alamadıkları gibi enflasyon yükseldiğinde de ilk kaybeden kesim olmaya devam etmektedir. Oysa adalet; refah dönemlerinde gelirin, zor dönemlerde ise yükün adil bir şekilde paylaşılmasını gerektirir.   Bu çerçevede;  

 · Memurlara derhâl ek zam yapılmalıdır. 

· Bu artış mutlaka refah payı ile desteklenmelidir.

 · Maaş artışlarında eşel mobil sistemine geçilmeli, gerçekleşen enflasyon gecikmeksizin maaşlara yansıtılmalıdır. 

 Aksi hâlde 2026 yılı, memur ve emekliler açısından ekonomik anlamda son derece ağır sonuçlar doğuran bir yıl olarak kayıtlara geçecektir.   

Yetkililerden beklentimiz; alım gücü her geçen gün eriyen kamu çalışanları ve emekliler için adil, kalıcı ve gerçekçi bir düzenlemenin vakit kaybedilmeksizin hayata geçirilmesidir.   Türkiye Kamu-Sen olarak; emeğin itibarını korumaya, kamu görevlilerinin hakkını savunmaya ve adalet talebimizi güçlü bir şekilde dile getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.


Önder Kahveci
Genel Başkan 


Benzer Haberler