Menü

X

2027 YILI BÜTÇESİ, MEMURUN VE EMEKLİNİN BÜTÇESİNİ KORUMALIDIR

2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin Türkiye Büyük Millet Meclisindeki görüşme süreci, kamu çalışanları ve emeklilerimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Türkiye Kamu-Sen olarak beklentimiz; bu bütçenin uzun süredir alım gücü gerileyen, geçim sıkıntısı büyüyen, emeğinin karşılığını almakta zorlanan memur ve emeklilerimize nefes aldırmasıdır.

Bütçe, devletin gelir ve giderlerini gösteren bir cetvel olmanın ötesinde, kaynakların kimler için ve hangi önceliklerle kullanılacağını ortaya koyan bir tercih belgesidir. Bu nedenle 2027 yılı bütçesinde tercih; emeğin korunmasından, sosyal adaletin güçlendirilmesinden ve gelir dağılımının iyileştirilmesinden yana yapılmalıdır. Ekonomik hedeflerin başarısı, vatandaşın sofrasına, ailesinin huzuruna ve geleceğe duyduğu güvene yansıdığı ölçüde anlam kazanacaktır.

Kamu hizmetlerini omuzlayan çalışanlarımızın ve yıllarını devletine, milletine hizmet ederek geçiren emeklilerimizin beklentisi olan insanca yaşamak, gelir kayıplarının telafi edilmesini görmek ve ülkemizin refahından adil pay almak için 2027 yılı bütçesi en önemli, araçtır.

Bu doğrultuda öncelikli talebimiz, kamu çalışanları ve emeklilerimizin maaşlarına ek zam yapılması ve refah payı verilmesi için bütçeye gerekli kaynağın konulmasıdır. Geçmiş kayıpları gidermeyen, hayat pahalılığı karşısında maaşları koruyamayan artışlarla geçim sıkıntısının çözülmesi mümkün değildir. Memur ve emeklinin alım gücünü kalıcı biçimde yükseltecek bir gelir politikası hayata geçirilmelidir.

Çalışan kamu görevlilerine verilen ilave ek ödemenin memur emeklilerine yansıtılmaması nedeniyle oluşan adaletsizlik de artık giderilmelidir. Aynı kamu hizmetine ömür vermiş insanların emekliliklerinde böylesine büyük bir gelir kaybına uğramasını kabul etmiyoruz. Anayasa’nın eşitlik ve sosyal devlet ilkeleriyle bağdaşmadığını her platformda dile getirdiğimiz bu uygulamaya son verilmeli; ilave ek ödeme memur emeklilerimize de verilmelidir. Bunun için gerekli kaynak 2027 yılı bütçesinde mutlaka ayrılmalı, yasal düzenleme gecikmeden yapılmalıdır.

Bütçe görüşmeleri, geçmişte verilen sözlerin yerine getirilmesi bakımından da bir fırsattır. 2023 ve 2025 yıllarındaki toplu sözleşme süreçlerinde gündeme alınan ve karara bağlanan, birinci dereceye gelen kamu görevlilerinin ek göstergelerinin 3600’e yükseltilmesi düzenlemesi artık hayata geçirilmelidir. Kamu çalışanlarının yıllardır beklediği bu konuda yeni bir açıklamaya, yeni bir takvime veya yeni bir vaade ihtiyaç yoktur. İhtiyaç duyulan, verilen sözün gereğini yerine getirecek irade ve somut düzenlemedir.

Benzer biçimde, yiyecek yardımı ve harcırahlar konusunda çalışma yapılmasına ilişkin kararlar da sonuçlandırılmalıdır. Kamu görevlilerinin temel ihtiyaçlarını doğrudan ilgilendiren bu başlıkların yıllardır çalışma yapılacağı belirtilerek ertelenmesi kabul edilemez.

Yiyecek yardımı bütün kamu görevlilerini kapsayacak şekilde düzenlenmeli; çalışanların görevleri sırasında yeterli ve sağlıklı beslenmelerine imkân sağlayacak bir destek oluşturulmalıdır. Kurumlar ve personel grupları arasında mağduriyete yol açan farklılıklar giderilmeli, bu yardım adil ve erişilebilir hâle getirilmelidir.

Harcırahlar ise kamu görevlisinin görev yaptığı yerdeki yemek, konaklama ve diğer zorunlu günlük ihtiyaçlarını rahatça karşılayabileceği seviyeye yükseltilmelidir. Devletin verdiği görevi yerine getirmek üzere yola çıkan bir kamu çalışanının, görev giderlerini kendi maaşından karşılamak zorunda kalması kabul edilemez. Görevin maliyeti çalışanın ve ailesinin bütçesine yüklenmemelidir.

Hakem Kurulu kararlarında dahi yer bulan bu konuların yıllar geçmesine rağmen sonuçlandırılmaması, toplu sözleşmeye duyulan güveni de zedelemektedir. Kararların değeri, çalışanların hayatında karşılık bulmasıyla ölçülür. İmza altına alınan, karara bağlanan ve uygulanması beklenen hususların sürekli ertelenmesi, toplu sözleşmenin anlamını ve işlevini aşındırmaktadır. 2027 yılı bütçesi, bekleyen kararların uygulamaya dönüştüğü bir bütçe olmalıdır.

Koruyucu giyim yardımında yaşanan aksaklıklar da mutlaka giderilmelidir. Görevin niteliği ve çalışma koşulları gereği bu yardımdan yararlanması gereken bütün kamu görevlilerinin haklarına erişmesi sağlanmalıdır. Çalışanın sağlığını ve güvenliğini korumaya yönelik bir yardımın uygulama farklılıklarıyla daraltılmasına, hak sahiplerinin mağdur edilmesine izin verilmemelidir. Bütçede yeterli ödenek ayrılmalı, uygulamadaki belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır.

Fazla mesai ve nöbet ücretlerinin belirlenmesinde de emeğin değerini esas alan adil bir yaklaşım benimsenmelidir. Kamu çalışanının ailesinden, dinlenme süresinden ve özel hayatından ayırarak sunduğu hizmetin karşılığı hakkaniyetle ödenmelidir. Bu çerçevede bir saatlik fazla mesai ücreti, en az çalışanın normal çalışma süresindeki bir saatlik ücretine denk olmalıdır. Nöbet ücretleri de görevin sorumluluğu, riski ve çalışma şartları dikkate alınarak adil bir seviyeye yükseltilmelidir. Bunun için bütçede gerekli kaynak oluşturulmalı ve ilgili düzenlemeler yapılmalıdır.

Türkiye Kamu-Sen olarak hükûmetten ve Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bütün milletvekillerinden bütçe görüşmelerinde memurun ve emeklinin sesine kulak vermelerini, ek zam, refah payı, emeklilere ilave ek ödeme, 3600 ek gösterge, yiyecek yardımı, gerçekçi harcırahlar, koruyucu giyim yardımı ve adil fazla çalışma ücretleri için somut adımlar atmalarını bekliyoruz. 

Kamu çalışanlarına ve emeklilere ayrılan kaynak; ailelerin huzuruna, toplumsal refaha ve kamu hizmetlerinin niteliğine yapılan yatırımdır. Bütçe disiplini ile sosyal adaleti birlikte sağlayacak bir anlayışın hayata geçirilmesi mümkündür ve gereklidir.

2027 yılı bütçesinin, yıllardır biriken sorunları ve kayıpları gidermesini; memurun sofrasını büyütmesini, emeklinin geçim kaygısını azaltmasını ve verilen sözleri hayata geçirmesini bekliyoruz. Talebimiz, emeğimizin karşılığını almak ve ülkemizin refahını adaletle paylaşmaktır. 

2027 yılı bütçesi, memurun ve emeklinin bütçesini korumalıdır!


Benzer Haberler