TÜRK SAĞLIK-SEN GİRESUN ŞUBESİ BASIN AÇIKLAMASI PDF Yazdır E-posta
26 Ocak 2011 / Çarşamba

Giresun
Şube Haberi
Sendikal alanda bu sorunlarla uğraşırken birde sendikacılık ile yöneticiliği birbirine karıştıran çalışanları sendika üyeliklerine göre ayıran sendika değiştirmesi için baskı yapan hatta haddini aşarak tehdide varan davranışlar sergileyen sözde sendikacılar ve yöneticilerle uğraşıyoruz. Sağlık Bakanlığının çıkartmış olduğu İl içi Atama Yönergesini ve Görevde Yükselme Yönetmeliğini uygulamamakta direnen yöneticilerle karşı karşıyayız. Memuriyet hayatımızda çalışanlar arasında bu kadar ayırımcılığın ve bu kadar hukuksuzluğun yaşandığı bir dönemi hatırlamıyoruz. 

Kamuda çalışma hayatının her geçen gün zorlaştığı, sağlık çalışanlarının iktidar tarafından sürekli olarak haklarının gasp edildiği, ayırımcılığa tabi tutulduğu bir dönemde sendikal mücadelemizi yürütüyoruz. Döner sermaye sisteminden mesai saatlerine kadar birçok konuda adaletsizlik sağlık çalışanlarını kuşatmış durumdadır. Sağlık teşkilatında yapılan adaletsizlikler işi çığırından çıkarmıştır.

Bugün sağlık kuruluşlarında taşeron işçi sayısı 100 Bini geçmiş sözleşmeli personel sayısı ise 100 Bine yaklaşmıştır. Temizlik işleri ile başlayan taşeronlaşma bugün ameliyathanelere kadar uzamıştır. İş güvencesiz, düşük ücretle ehil olmadıkları işlerde taşeron firma çalışanları istihdam edilmektedir.

İşsizliğin olumsuzluğunu fırsata çevirenler tarafından oluşturulan bu sömürü düzeni sadece çalışana değil, yürütülen sağlık hizmetine de zarar vermektedir. Bu nedenle sağlık hizmetlerinde taşeronlaşmadan vazgeçilmelidir. Sağlık da vazgeçilmesi gereken en önemli istihdam modeli ise sözleşmeli çalışmadır. Bu istihdam modeline 2003 yılında başlanmış bugüne kadar 4924’lü, 4/B’li ve döner sermayeden maaş alanlar olarak farklı modelleri geliştirilmiştir. Bunların yanına düşük ücretle çalıştırmak için vekil ebe-hemşire ve 4/C modelleri de hizmete sokulmuştur. Döner sermaye kesintileri maaşa ve emekli keseneğine yansıtılmalı 4/B- 4/C- 4924 sayılı kanuna tabi sözleşmeli çalışanlar ile vekil-ebe hemşire olarak çalışanlar hemen 4/A statüsüne geçirilmelidir. Yani bunların tamamına kadro verilmelidir.

Bu kölelik düzenine karşı çıkan ise Türk Sağlık-Sen olmuştur. Sendikamız yaptığı çalışmalar sonucunda sözleşmelilerin sorunlarının çözümlerinde önemli mesafeler kat etmiştir.

Sendikal alanda bu sorunlarla uğraşırken birde sendikacılık ile yöneticiliği birbirine karıştıran çalışanları sendika üyeliklerine göre ayıran sendika değiştirmesi için baskı yapan hatta haddini aşarak tehdide varan davranışlar sergileyen sözde sendikacılar ve yöneticilerle uğraşıyoruz. Sağlık Bakanlığının çıkartmış olduğu İl içi Atama Yönergesini ve Görevde Yükselme Yönetmeliğini uygulamamakta direnen yöneticilerle karşı karşıyayız. Memuriyet hayatımızda çalışanlar arasında bu kadar ayırımcılığın ve bu kadar hukuksuzluğun yaşandığı bir dönemi hatırlamıyoruz.

Kutsal değerlerimiz olan inançlarımızı ve maneviyatımızı istismar ederek yönetime gelenlere Peygamberimizin “Bir günlük adaletle hükmetmek altmış sene ibadet etmekten daha hayırlıdır ve Hakimiyet küfürle devam eder ama zulümle devam etmez.” hadisi şerifini hatırlatmak isterim. Sağlık çalışanları arasında ayırımcılık yaparak sözde sendikacılık ve idarecilik yapanlara haklarımızı musalla taşında bile helal etmeyeceğiz.

Kamu kuruluşların da çalışanlara yapılan ayırımcılığı, baskı ve zulümleri yenilen hakları görmezlikten gelerek feryatları duymayan siyasi partilere de sesleniyorum Seçimlere az kaldı çalışanların sorunlarına kulak tıkayacaksanız hukuksuzlukları ve yapılan baskıları sineye çekecekseniz çalışanlara baskı ve zulüm yapan sözde sendikacı ve idarecilere hukuk kuralları içinde hesap sormayacaksanız oy istemeye asla kapımıza gelmeyiniz.

Biz işimizi yani sendikacılığımızı hukuk kuralları içinde yapmaya, çalışanların hakkını savunmaya devam edeceğiz. Türk Sağlık-Sen teşkilatı olarak ilimizde hakkın peşindeki mücadelemizi sürdüreceğiz.

o2y