SAĞLIK BAKANLIĞI VE BAĞLI KURULUŞLARININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE İLGİLİ RAPOR PDF Yazdır E-posta
31 Ekim 2011 / Pazartesi
SAĞLIK BAKANLIĞI VE BAĞLI KURULUŞLARININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE İLGİLİ RAPOR 

GİRİŞ: Bilindiği üzere, 14.12.1983 tarih ve 18251 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Sağlık Bakanlığının kurulmasına, teşkilat ve görevlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Ancak, Sağlık Bakanlığının son birkaç aydan beri üzerinde çalıştığı ve merkez teşkilatından bile sır gibi sakladığı "Sağlık Bakanlığı Ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" taslağı ise Sağlık Bakanlığının teşkilat yapısı ve görevleri hakkında köklü değişiklikler öngören hükümler ihtiva etmektedir. Örneğin genel müdürlüklerin kaldırılması ve yerlerine başkanlıkların oluşturulması öngörülmektedir. Özetle, söz konusu kararname taslağı, Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde Sağlık Bakanlığı'nın yeniden yapılandırılarak, bakanlığın sağlık hizmeti üreten bir kurum olmaktan çıkartılarak, genel sağlık politikalarının belirlenmesi, koordinasyon ve "sağlık piyasası"nın denetim ve düzenlenmesinden sorumlu bir birim durumuna getirilmesini amaçlamaktadır.
Anayasanın kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini düzenleyen 91. maddesinin 1. fıkrasında; "Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez" kuralı öngörülmüş, 2. fıkrasında da; "yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir" hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik hale gelen içtihatları, yetki kanunlarının Anayasanın 91/2. maddesi gereğince taşıması gereken unsurlara ek olarak, yetki kanunlarıyla ancak "önemli, ivedi ve zorunlu" durumlar için KHK çıkarma yetkisi verilebileceği, bu unsurları içermeyen konularda KHK çıkarma yetki verilmesinin yasama yetkisinin devri anlamına geleceği ve bunun da Anayasanın 7. maddesine aykırı olacağı yönündedir. Anayasa Mahkemesine göre Anayasanın ilgili hükmünde kanunla düzenleneceği belirtilen bütün alanların –düzenleme konusu alanın Anayasanın 91. maddesinde öngörülen yasak alan içinde bulunmaması kaydıyla- kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır.1982 Anayasası döneminde yasama organı tarafından onlarca yetki kanunu çıkarılmış olup bunların yaklaşık dörtte üçü idari teşkilat ve personel konularına ilişkin bulunmaktadır. Bunların önemli bir kısmı Anayasanın 91. maddesinde ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında öngörülen unsurları taşımamaları yada Anayasanın 153. maddesine (Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına) aykırı olmaları nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.Personel statüsüne ilişkin düzenlemelerin KHK'ler ile yapılıp yapılamayacağının tespitinde düzenlenen alanın içeriğine ve Anayasadaki yerine bakmak gerekmektedir. Eğer düzenleme yetkisi verilen alan 91. maddede KHK ile düzenlenemeyeceği belirtilen konulara ilişkinse KHK ile düzenlenemeyecek, bu konulara ilişkin değilse KHK ile düzenlenmesi mümkün olacaktır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi içtihadı gereği düzenleme yetkisi verilen alanın önemli, ivedi ve zorunlu durumlara ilişkin olması da gerekecektir.

Ayrıca, 03.05.2011 tarih ve 27923 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Kamu Hizmetlerinin Düzenli, Etkin ve Verimli Bir Şekilde Yürütülmesini Sağlamak Üzere Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Teşkilat, Görev ve Yetkileri ile Kamu Görevlilerine İlişkin Konularda Yetki Kanununda; birçok kurum ve kuruluşun teşkilat ve görevleri hakkındaki kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmişken Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevlerini düzenleyen 181 sayılı KHK'de değişiklik yapma veya yeni bir düzenleme yapma yetkisi verilmemiştir.

Son olarak, Sağlık Bakanlığının teşkilat yapısında köklü değişiklikler öngören yasal düzenlemenin Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmesi neticesinde, söz konusu düzenlemenin TBMM'de tüm partiler tarafından tartışılması, Meclis Komisyonlarında ayrıntılı görüşülmesi ve sürece sivil toplum kuruluşlarının dahil olması gibi demokratik süreçlerin önü tıkanmıştır. Ayrıca, söz konusu taslağın Sağlık Bakanlığınca ilan edilmemesi, sivil toplum kuruluşlarının sürece dahil edilerek görüşlerinin alınmaması anılan düzenlemenin yangından mal kaçırırcasına bir oldu bittiye getirilerek hayata geçirilmek istendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum bize göre ileride telafisi güç zararların doğmasına sebebiyet verebilecektir.

KHK TASLAĞININ AYRINTILI DEĞERLENDİRİLMESİ

MÜSTEŞAR YARDIMCILARININ SAYISI ARTTIRILIYOR

Önceki düzenlemede 3 ( üç ) müsteşar yardımcısı görevlendirilebileceği düzenlenmişken yeni taslakta Müsteşara yardımcı olmak üzere 5 ( beş ) Müsteşar Yardımcısının görevlendirilebileceği düzenlenmiştir.

SAĞLIK POLİTİKALARI KURULU KURULUYOR

Taslakta, Bakanlığın sağlık sistemi yönetimi ve politika belirleme ile ilgili temel görevlerini yerine getirmek üzere görevlendirilen 11 üye ile Müsteşar ve müsteşar yardımcılarından teşekkül eden Sağlık Politikaları Kurulunun kurulması öngörülmektedir. Kurul bünyesinde, Bakanlığın görev alanı ile ilgili olarak bilimsel ve uzmanlık gerektiren konularda çalışma yapmak ve/veya görüş bildirmek üzere danışma kurulları ve komisyonlar oluşturulabileceği, söz konusu kurul ve komisyonlarda, Bakanlık ve bağlı kurumların personeli ile üniversitelerden ve diğer kamu ve özel kurum ve kuruluşlarından veya yabancı uzmanlardan görevlendirme yapılabileceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.

BAKANLIK HİZMET BİRİMLERİ YENİDEN DÜZENLENİYOR

Taslağa göre, Sağlık Bakanlığında halen mevcudiyetini koruyan tüm genel müdürlüklerin kaldırılması öngörülmektedir. Yeni hizmet birimleri ise;
a) Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı.
b) Sağlığın Geliştirilmesi ve İletişimi Başkanlığı.
c) Sağlık Bilgi Sistemleri Başkanlığı.
ç) Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Başkanlığı.
d) Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Başkanlığı.
e) Kamu Özel Ortaklığı Başkanlığı.
f) Hukuk, Rehberlik ve Denetim Başkanlığı.
g) Mali Hizmetler Başkanlığı.
ğ) Destek Hizmetleri Başkanlığından oluşması hüküm altına alınmıştır.

BAŞMÜŞAVİR GÖREVLENDİRİLMESİ ÖNGÖRÜLÜYOR

Taslağa göre, Bakanlıkta, özel önem ve öncelik taşıyan konularda çalıştırılmak üzere en az dört yıllık yüksek öğrenim mezunlarından 20 bakanlık müşavirinin görevlendirilebileceği, bakanlık müşavirleri ilgili idari işleri yürütmek ve koordinasyonu sağlamak üzere Bakanlık müşavirlerinden birinin başmüşavir olarak görevlendirileceği düzenlenmiştir.

İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ GELİYOR

Taslağa göre, Bakanlığın taşra teşkilâtının; illerde kurulan il sağlık müdürlükleri ile ihtiyaca göre ilçelerde kurulan ilçe sağlık müdürlüklerinden oluşacağı düzenlenerek hüküm altına alınmıştır. Böylece, ilçelerdeki sağlık grup başkanlıklarının kaldırılması söz konusudur.

YURTDIŞI TEŞKİLATI KURMA YETKİSİ

Taslağa göre, Bakanlığın, 189 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname esaslarına uygun olarak yurt dışı teşkilatı kurmaya yetkili olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.

YENİ BAĞLI KURULUŞLAR OLUŞTURULUYOR

- Türkiye Sağlık Hizmetleri Kurumu: Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak, ülke genelinde koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetleri ile bu hizmetlerin sunulduğu Milli Savunma Bakanlığı ve üniversitelere bağlı olanlar da dahil olmak üzere kamu ve özel sektöre ait yataklı ve yataksız sağlık kurum ve kuruluşları hakkında düzenleme yapmakla görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz Türkiye Sağlık Hizmetleri Kurumunun kurulması öngörülmüştür.

- Türkiye İlaç ve Tıbbî Ürün Kurumu: Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak ilaçlar, ilaç üretiminde kullanılan etkin ve yardımcı maddeler, ulusal ve uluslar arası kontrole tabi maddeler, tıbbi cihazlar, vücut dışı tıbbi tanı cihazları, geleneksel bitkisel tıbbi ürünler, kozmetik ürünler, homeopatik tıbbi ürünler, veteriner tıbbi ürünler, homeopatik veteriner ürünler, özel amaçlı diyet gıdalar ve sağlık beyanı ile satışa sunulan her türlü ürün hakkında düzenleme yapmakla görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Türkiye İlaç ve Tıbbî Ürün Kurumunun kurulması öngörülmüştür.
- Türkiye Halk Sağlığı Kurumu: Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak, temel sağlık ve laboratuvar hizmetlerini yürütmekle görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz Türkiye Halk Sağlığı Kurumunun kurulması öngörülmüştür.
- Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Kurumu: Türk boğazları, hudut ve sahilleri ile ilgili uluslar arası sözleşme ve mevzuat hükümlerinden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmekle görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Kurumunun kurulması öngörülmüştür.
- Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu: Bakanlık politika ve hedeflerine ve Türkiye Sağlık Hizmetleri Kurumunun düzenlemelerine uygun olarak, ülke genelindeki ağız ve diş sağlığı merkezleri, Devlet hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastanelerinin açılması, işletilmesi, faaliyetlerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetlenmesi, bu hastanelerde her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin verilmesini sağlamakla görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun kurulması öngörülmüştür. Söz konusu Kurumun en üst karar organı Yönetim Kurulu olup, Yönetim kurulu biri üniversite öğretim üyelerinden olmak üzere Bakan tarafından seçilecek altı üye ile Kurum Başkanından oluşmaktadır.

KAMU HASTANE BİRLİKLERİ

Taslağa göre, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından, kaynakların etkin ve verimli kullanılması amacıyla Kuruma bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarının, il düzeyinde Kamu Hastaneleri Birlikleri kurularak işletileceği, hizmetin büyüklüğü göz önünde bulundurulmak suretiyle aynı ilde birden fazla birlik kurulabileceği, bir ilde Birlik kapsamı dışında hastane bırakılamayacağı düzenlenerek hüküm altına alınmıştır. Aynı düzenlemede, birlik teşkilatının, genel sekreterlik ve hastane yöneticiliklerinden oluşacağı düzenlenmiştir. Birlik teşkilatının şeması aşağıda dikkatinize sunulmuştur,

BİRLİK PERSONELİ ESAS İTİBARİYLE SÖZLEŞMELİ OLUYOR

Taslağa göre, Kamu Hastane Birliklerinde gerek idarecilerin gerekse de diğer personelin esas olarak sözleşmeli statüde istihdamı öngörülmekte olup ayrıca kadrolu ve 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeli personel istihdamına da kısmen cevaz verilmektedir.

Kamu Hastane Birliklerinde esas itibariyle sözleşmeli personel istihdamının öngörülmesi, Anayasa'nın 128. maddesine aykırılık taşımaktadır. Zira, Anayasamızın 128. maddesi;"Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." Hükmünü içermekte olup ilgili Anayasa maddesi, kamu kurum ve kuruluşlarında yönetim kademesinde bulunan personelin "kamu görevlisi" statüsünde bulunmasını gerekli kılmaktadır. Nitekim, daha önce verilen yargı kararları da, bu hükme aykırılık taşıyan yasa maddelerinin iptali yönünde olmuştur. Ancak, taslakta yer alan personelin statüsüne ilişkin hükümler, sağlığın genel idare esaslarına göre yürütülen bir kamu hizmeti olarak görülmediğini düşündürmektedir.

Ayrıca, sözleşmeli personel istihdamı ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken en önemli unsurlardan biri de "İş Güvencesi"dir. İş güvencesi kavramı, temelinde geçimlerini emekleri ile sağlayan bağımlı çalışanların, haksız nedenle idarece hizmet sözleşmesine son verilmesi halinde, idarenin fesih işlemini sınırlayan yada engelleyen böylelikle hizmet sözleşmesinin çalışan açısından zayıflığını gideren ve koruyucu yönü ağır basan normatif düzenlemeleri kapsamaktadır.Günümüzde çalışma hakkı sadece bir işçi hakkı değil, temel bir insan hakkı olarak değerlendirilmektedir. Bu anlamda çalışma hakkının korunması sosyal barış açısından da önem taşımaktadır. Şöyle ki, çalışanlar hiçbir sebep gösterilmeksizin işten çıkarılıyorsa toplumsal düzenin korunması ve huzurun sağlanması da o kadar güç olabilecektir. Gerçekten de iş güvencesi, tüm çağdaş toplumlar açısından yaşamsal öneme bir sahip konu olarak ele alınmakta ve sorunun sadece kişisel değil siyasal ve sosyal bir boyutu olduğu da kabul edilmektedir.Zira işsiz bir kişinin ekonomik ve psikolojik baskılar altında kalarak giderek çalışma isteğini, gücünü kaybettiği, yaşayabilmek için her çareye başvurduğu, bu arada suç işlemekten dahi çekinmediği herkesçe bilinen gerçeklerdir. Şu halde işsizlik tehlikesi sadece bireyleri ilgilendiren bir sorun olmaktan çıkmış, toplumsal düzeni yakından etkileyen bir nitelik kazanmıştır. Bu anlamda işsizlik tehlikesinin giderilmesi hususunda iş güvencesi büyük önem taşımaktadır.Öncelikle, iş güvencesi, çalışanın hakkını, açıkçası, kanunun kendisine sağladığı herhangi bir menfaatini arayabilmesi olanağını sağlar.Öte yandan iş güvencesinin olduğu, yani çalışanın keyfi denilen fesihlere karşı korunduğu bir hukuk düzeninde, sadece bireysel haklar değil, kollektif hak ve özgürlükler de gerçek işlevini görebilir.Bunların yanı sıra, iş güvencesinin çalışılan kurumdaki çalışma veriminin ve üretim kalitesinin artmasına yardımcı olması da söz konusudur. Şöyle ki, geçerli bir neden olmadan işten çıkarılamayacağının yani hizmet sözleşmesinin idarece keyfi olarak feshedilmeyeceğinin bilinci ile çalışan personel, bu güvence dolayısıyla daha huzurlu çalışacak ve bu da üretkenliğe olumlu yansıyarak daha etkin ve kaliteli bir hizmet sunumunun ortaya çıkmasını sağlayacaktır.İş güvencesi sağlanması, çalışanın geleceğine güvenle bakması, işini kaybetme ve buna bağlı olarak kendisinin ve ailesinin geçimini sağlayan gelirinden yoksun kalma kaygısının olmaması, çalışma hayatında çalışanın ihtiyaç duyduğu en önemli güvenceler arasında yer almaktadır.Bu bağlamda Anayasamızın "Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti" başlığını 48.maddesinde yer alan:"Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir." ve "Çalışma Hakkı ve Ödevi" başlığını taşıyan 49.maddesinde yer alan:" Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır." Hükümleri de iş güvencesinin teminatı niteliğindedir.Ayrıca iş güvencesinin sağlanması başta 158 sayılı İLO sözleşmesi olmak üzere değişik uluslararası sözleşmelerde de açıkça düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.Bu meyanda geçerli bir nedene dayanmayan işten çıkarmaya (unjustified dismissal) karşı çalışanların korunması ve işten çıkarmalarda geçerli neden (valid reason) zorunluluğu Avrupa Sosyal Şartının 24. maddesinde açıkça yer almaktadır.İş güvencesi diğer deyimle keyfi işten çıkarılmaya karşı korunma AB'nin kendi belgelerinde de temel bir hak olarak kabul edilmiştir. Aralık 2000'de AB Nice Zirvesi'nde kabul edilen AB Temel Haklar Şartı'nın (Charter of Fundamental Rights of the European Union) 30. maddesinde, "Her işçi geçerli bir nedene dayanmayan işten çıkarmaya karşı korunma hakkına sahiptir" ifadesine yer verilmektedir.

BİRLİK HASTANELERİ GRUPLANDIRILIYOR

Taslağa göre, Birlik Hastanelerinin; hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmet altyapısı, organizasyonu, kalite ve verimlilik gibi konularda Türkiye Sağlık Hizmetleri Kurumunun sınıflandırma esasları da dikkate alınarak Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunca belirlenecek usul ve esaslara göre altı aylık sürelerle değerlendirmeye tabi tutulacağı, bu değerlendirmenin, kamu veya özel değerlendirme kuruluşlarına da yaptırılabileceği, değerlendirme sonuçlarına göre hastanelerin üstten aşağıya doğru olmak üzere (A), (B), (C), (D) ve (E) şeklinde gruplandırılacağı ve birliğin grubunun, hastanelerinin ağırlıklı ortalamasına göre belirleneceği düzenlenmiştir.

İlgili KHK gereğince Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısındaki "yerel yönetim" anlayışından kısmen de olsa vazgeçilerek, hastane birlikleri Merkez teşkilata bağlanması öngörülmesine rağmen bize göre Kamu Hastane Birliklerinin hayata geçirilmesi ile birlikte bakanlık bünyesindeki sağlık kuruluşlarının "özerk" "sağlık işletmesi" statüsüne geçirilmesi ve daha sonra da işletme hakları devredilmek yoluyla özelleştirilmelerine olanak sağlanması öngörülmektedir. Böylece, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin de özelleştirilmesiyle, Sağlık Bakanlığı hiyerarşisi altında örgütlenmiş bulunan kamu sağlık kurum ve kuruluşlarının sağlık hizmetini bir "kamu hizmeti" olarak sunması durumuna son verilmesi amaçlanmaktadır.

ÜNİVERSİTE HASTANELERİ DE BİRLİK KAPSAMINA ALINIYOR

Taslağa göre, Vakıf üniversiteleri hariç olmak üzere, üniversitelere ait hastaneler ve kamuya hizmet veren ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarının lüzumu halinde, YÖK'ün görüşü alınarak Maliye Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla, öğretim elemanları dışındaki personeli, her türlü hak ve yükümlülükleri, taşınır, taşınmaz ve taşıtları ile birlikte, ilgili maddede yer alan usul ve esaslar çerçevesinde bedelsiz olarak Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna devredilebileceği düzenlenmiştir.

SÜREKLİ KURULLARIN SAYISI ARTTIRILIYOR

1-) Yüksek Sağlık Şûrası: Tababet şubeleri sanatlarını ifadan doğan adli konularda mahkemelere görüş vermek ve idarî soruşturmacılar ve uzlaşma komisyonları için bilirkişi listesi belirlemek üzere (15) üyeli Yüksek Sağlık Şurası kurulması öngörülmektedir.

2-) Tıpta Uzmanlık Kurulu: Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi yapacak eğitim kurumlarına eğitim yetkisi verilmesi ve eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin teklifleri karara bağlamak, uzmanlık dallarının rotasyonlarını belirlemek, yabancı ülkelerde uzmanlık eğitimi alanların bilimsel değerlendirilmesini yapacak fakülteleri ve eğitim hastanelerini belirlemek, tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman insan gücü ile ilgili görüşler vermekle görevli olmak üzere, Tıpta Uzmanlık Kurulu kurulması öngörülmektedir.

3-) Sağlık Meslekleri Kurulu: Sağlık mesleklerinde eğitim müfredatı, meslekî alan ve dal belirlemesi gibi mesleki düzenlemelerde ve istihdam planlamalarında görüş bildirmek, mesleki yeterlilik değerlendirmesi yapmak, mesleki müeyyide uygulamak, etik ilkeleri belirlemek ve uyumu denetlemek üzere Sağlık Meslekleri Kurulu kurulması öngörülmektedir.

MÜSTEŞAR VE BAZI ÜST DÜZEY BÜROKRATLARIN GÖREV SÜRESİ BAKANIN GÖREV SÜRESİYLE AYNI OLUYOR

Taslağa göre, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında görev yapacak yönetici personel ve uzmanlar ile Bakanlık müşavirleri, özel kalem müdürü, merkez teşkilatlarda çalışacak destek hizmetleri ve büro personelinin sözleşmeli olarak çalıştırılacağı ayrıca Müsteşar, müsteşar yardımcısı, sağlık politikaları kurulu üyesi, başkan ve başkan yardımcıları, özel kalem müdürü, bakanlık müşavirleri, il sağlık müdürleri, il sağlık müdür yardımcıları, birliklerin genel sekreterleri ve başkanlarının Bakanın görev süresiyle sınırlı olarak görev yapacağı düzenlenerek siyasi memurluğa doğru gidişin ilk adımları atılmıştır. Zira, hükümetlerle birlikte üst düzey bazı yöneticilerin de değişmesinin öngörülmesi başta devletin devamlılığı ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi kamu yararı ve hizmet gerekleri ile de bağdaşmamaktadır. Çünkü bu durumda üst düzey kamu görevlileri devletin değil siyasi iktidarların memurları haline gelecek ve kurumun tamamen politize olmasına sebebiyet verebilecektir.

YABANCI HEKİM, HEMŞİRE VE UZMAN GELİYOR

Taslağa göre, 1219 sayılı tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına dair kanunun birinci maddesinde yer alan ve Türkiye'de çalışabilecek hekimleri tarif eden 1. madde ile 4. maddedeki "Türk hekimlerinin" ifadesi "hekimlerinin" olarak değiştirilmiş ve yabancı hekim çalıştırılmasının önü açılmıştır. Yine, 6238 sayılı hemşirelik kanunun (Türkiye'de hemşirelik mesleğini bu Kanun hükümleri dahilinde hemşire unvanı kazanmış Türk vatandaşı hemşirelerden başka kimse yapamaz.) 3 üncü maddesi "Bu Kanun Hükümlerine göre hemşire unvanı kazanmış olanların dışında hiç kimse Türkiye'de hemşirelik mesleğini icra edemez" şeklinde değiştirilmiş böylece Türkiye'de yabancı hemşire çalıştırmanın da önü açılmıştır. Ayrıca, İhtiyaca ve işin özelliğine göre açıktan yabancı uzman çalıştırılabileceği ve bunlar için vatandaşlık şartı aranmayacağı düzenlenmiştir.

VEKALETEN ATANMIŞ OLANLAR ASALETEN ATANMIŞ SAYILIYOR

Taslağa göre, Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte, münhal bir kadroya yetkili makamlarca usûlüne uygun şekilde vekaleten atananların, vekaleten yürüttükleri kadrolara hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın asâleten atanmış sayılacakları düzenlenmiştir.

Söz konusu hüküm, görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadrolar için yapılması gereken sınavı tamamen ortadan kaldırdığı gibi siyaseten adam kayırmacılığın da önünün açılmasına sebebiyet verecektir.

Bilindiği gibi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 3.maddesinde "Sınıflandırma", "Kariyer" ve "Liyakat" ilkeleri bu kanunun temel ilkeleri olarak belirlenmiş, kariyer ilkesi, devlet memurlarına yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetiştirme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlama, liyakat ilkesi ise, devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmak olarak tanımlanmıştır. Bahis mevzu edilen bu iki ilkenin temelinde, objektif kurallar çerçevesinde işin ehline verilmesi ve hak etme kavramı yatmakta olup kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin tek güvencesinin de hizmetin yetişmiş, ehil kamu görevlilerince yerine getirilmesinden geçeceği tabidir.

KADROLARI İPTAL EDİLEN PERSONELİN DURUMU

Taslağa göre, bakanlığın yeni teşkilat hiyerarşisinde yer verilmeyen daire başkanı, şube müdürü ve benzeri kadrolarda görev yapan tüm personellerin Araştırmacı kadrolarına, genel müdür yardımcısı ve daha üst düzeyde bulunan personellerin ise Bakanlık Müşaviri kadrolarına atanacakları düzenlenmiştir.

TÜRKİYE SAĞLIK SİSTEMLERİNİ GÜÇLENDİRME VAKFI KURULUYOR

Taslağa göre, Sağlık alanında uluslararası işbirliğini ve ihtiyaç duyan ülkelerin sağlık sistemlerini geliştirmeye yönelik çalışmaları yapmak, bu amaçla yurt içinde ve yurt dışında sağlık işbirliği merkezleri açmak üzere merkezi Ankara'da olan Türkiye Sağlık Sistemlerini Güçlendirme Vakfı kurulması düzenlenmiştir.

GÖNÜLLÜ SAĞLIK HİZMETİ VE SAĞLIK GÖZLEMCİLİĞİ GELİYOR

Taslağa göre, Sağlık hizmeti sunmaya yetkili gerçek ve tüzel kişilerce sosyal dayanışma ve yardımlaşma amacıyla gönüllü ve ücretsiz olarak sağlık hizmeti verilebileceği, Bu hizmeti yürüteceklere Türkiye Sağlık Hizmetleri Kurumunca izin verileceği, İzin talebinde bulunanlara gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra "Sağlık Gönüllüsü Yetki Belgesi" düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

VEKİL EBE VE HEMŞİRELER SÖZLEŞMELİ STATÜYE ALINIYOR

Taslağa göre, Sağlık Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatı ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarında, 86 ncı maddeye göre vekil ebe ve hemşire olarak çalışmakta olan ve 48 inci maddede belirtilen genel şartları taşıyanlardan otuz gün içinde yazılı olarak başvuranların, çalıştığı pozisyon unvanıyla 4 üncü maddenin (B) fıkrası kapsamında sözleşmeli personel pozisyonlarına geçirilecekleri, bu madde hükümlerine göre sözleşmeli personel pozisyonlarına geçirilenlerin vekil olarak çalıştıkları hizmet sürelerinin kıdemlerinde değerlendirileceği hükmüne yer verilmiştir.

BAKANLIK TEFTİŞ KURULU KALDIRILARAK DENETİM ZAYIFLATILIYOR

Bakanlık hizmet birimleri arasında yer alan Hukuk Rehberlik ve Denetim Başkanlığının görevleri arasında:" Bakanlık teşkilatı ile gerektiğinde bağlı kuruluşların ve bunların denetimi altındaki kurum ve kuruluşların iş ve işlemleri hakkında teftiş, inceleme ve soruşturma yapmak" sayılmış olup eski 181 sayılı KHK'nin 19 uncu maddesiyle Teftiş Kurulu Başkanlığının uhdesinde bulunan teftiş, inceleme ve soruşturma yapma yetkisi bu görevi yanında birçok görevi daha bulunan anılan başkanlığa verilmiştir. Bu kadar yoğun görevler arasında teftiş, inceleme ve soruşturma yapma yetkisi gibi son derece önemli görevlerin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak yerine getirilmesi zorlaşacaktır.