spacer
spacer
Cuma, 25 Temmuz 2008
spacer

E-POSTA ÜYELİĞİ

İsminizi ve e-posta adresinizi yazın. Gelişmelerden haberdar olun






ŞUBELERİMİZİN
E-POSTA GİRİŞİ


KULLANICI ADI
(Örnek: izmir2, adana)

ŞİFRE

Kamu Hsatane Birlikleri Kanun Tasarısı Hakkında Rapor PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Kasım 2007

ImageTürk Sağlık-Sen Genel Merkezi Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Yasa Tasarısı ile ilgili olarak bir rapor hazırladı. Raporda yasa tasarısının sakıncaları gözler önüne serildi.

Hazırlanan rapor Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi olan milletvekillerine gönderildi. Türk Sağlık-Sen Genel Merkezi raporda yer alan görüşleri söz konusu tasarı için oluşturulan alt komisyon çalışmalarına katılarak aktaracak

KAMU HASTANE BİRLİKLERİ PİLOT UYGULAMASI HAKKINDA KANUN TASARISI HAKKINDA TÜRK SAĞLIK-SEN’İN GÖRÜŞLERİNİ İÇEREN RAPORDUR.

GENEL DEĞERLENDİRME

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanarak Başbakanlık aracılığıyla TBMM’ye gönderilen Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Hakkında Kanun Tasarısı ile Türkiye’de sağlıkta yönetim anlayışı köklü bir değişikliğe uğratılmak istenmektedir. Genel hatlarıyla hastanelerin kamu yönetiminde olan kuruluşlardan idari ve mali açıdan özerk işletmelere dönüştürülmesini içeren bu tasarı incelendiğinde sağlık hizmetinin bir kamu hizmetinin olmaktan çıkartıldığı görülmektedir.

58, 59 ve 60. hükümet dönemlerinin de Sağlık Bakanlığının temel aldığı “Sağlıkta Dönüşüm” programı çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmeti üreten bir kurum yerine genel bir denetleyici ve koordinatör görevi üstlenmesi hedeflenmekteydi. Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulama Hakkında Yasa Tasarısı iktidarın bu hedefini gerçekleştirmek için amaç olarak görünse de özerkleştirmeden özelleştirmeye giden bir sürecin ilk adımı olacaktır.

Yasa tasarısının ilk halinde tasarının isminde bile “Kamu Sağlık İşletmeleri” kullanılması bunun daha sonra “Kamu Hastane Birlikleri olarak ” değiştirilmesi tüm bu öngörülerin niyet okuyuculuktan ziyade bu tasarıyla özel sektöre geçişe bir kılıfı uydurulmaya çalışıldığının göstergeleri olduğunu göstermektedir. Zira hükümetin özelleştirme konusunda genel bakışı Devlet tüccar olmaz şeklindedir. Bu mantık çerçevesinde Türk Telekom, Petkim gibi kar elde edilen ve önemli kurumlar özelleştirilmiş, Bazı KİT’lerin ise bir bölümleri yabancı sermayeye devredilmeye çalışılmıştır. Bu tasarı ile de sıranın Kamu Hastanelerine geldiği anlaşılmaktadır.

Tasarının genel gerekçeleri incelendiğinde merkezi yönetimin yerine yerinden yönetimin katılım yetersizliği, kırtasiyeciliğe boğulma gibi temel sorunların önüne geçeceği savunularak merkezi yönetimin Bakanlıkların stratejik liderlik, verimlilik, politika belirleme gibi temel fonksiyonlarına yeterince zaman ayıramamasına neden olduğu belirtilmiştir. Oysa Türkiye’de bakanlıkların strateji üretememesinin ve politika belirleyememesinin nedenini merkezi yönetime dayandırmak gerçekle bağdaşmamaktadır. Örneğin, bugün tüm bakanlıkların Strateji Geliştirme Başkanlıkları mevcut bulunmakta iken bu başkanlıkların bizzat idare tarafından atıl halde bırakılması merkezi yönetim sisteminin değil merkezdeki yöneticilerin neden olduğu bir durumdur.

Bugün siyasi partilerin bile seçim beyannamelerinde aynı projeleri farklı dillerle ifade etmekten öteye gidemeyişleri strateji geliştirememenin nedenlerini başka yerlerde aramamız gerektiğini ortaya çıkarmaktadır.

Genel gerekçede devletin yaptığı birçok araştırmada (Özellikle Sayıştay’ın denetimlerinde) hastanelerin verimsizliğine gerekçe olarak yönetim anlayışındaki eksikliklere dikkat çekilmekte olduğu belirtilmiştir. Bu tür araştırmalar da bahsedilen yönetim anlayışındaki eksikliğin merkezi yönetim yerine yerinden yönetimin seçilmemesi değil, sisteme genel olarak getirilen eleştirilerden kaynaklanmaktadır. Bu eleştirilenden başlıcaları yönetici zafiyetleri ve denetim kurumlarının yeterli işlerliğe sahip olmayışıdır. Yerinden yönetimle hastane birlikleri oluşturulmasında da bu eleştirilerin önüne geçilmesinde yarar sağlayacağını beklemek hayalciliktir.

Tasarıda 20 yüzyılın ilk yarısında tasarı sağlık hizmetlerinin mahalli idare ile merkezi idare arasında paylaşımına bakıldığında birçok hastanenin mahalli idare tarafından işletildiği ifade edilerek yüzyılın ikinci yarısında sağlık hizmetlerinin merkezileştirildiği belirtilmektedir. Merkezileştirmenin Sağlık Bakanlığının asli görevlerini yapmasına engel olduğu ifade edilerek mahalli idare ile bu hizmetin yürütülmesi gerektiği vurgulanmaya çalışılmaktadır. Oysaki bugün mahalli idareler sağlık hizmeti vermekte başarılı bir performans sergileyememektedirler. Türkiye’de yaklaşık olarak 3 binin üzerinde belediye varken sadece 6 belediye hastanesinin olması ve bu hastanelerin bölgelerinde tercih edilmemesi mahalli idarelerin bu konudaki zayıflılığını göstermektedir. Ayrıca yerel özerklik taleplerinin ayyuka çıktığı, belediye imkanlarının terör örgütü için kullanıldığının tespit edildiği ve belediye başkanlarının kale benzetmeleriyle Türkiye Cumhuriyeti devletine kafa tuttuğu bir dönemde, sağlık kuruluşlarını yerinden yönetim anlayışı ile mahalli idarelere teslim etmenin yaratacağı sakıncalar dikkate alınmamıştır.

Tasarı hastanelere idari ve mali açıdan özerk işletmeler statüsü getirirken aynı zamanda hastanelerin sosyal sorumluluklarının devam edeceğini ileri sürmek inandırıcı değildir. Çünkü tüm işletmeler kâr mantığıyla kurulmaktadır. Kamu hizmetinin yerini karlı bir işletmenin aldığı hastanelerde de sağlık hizmeti ücret karşılığı elde edilebilen bir meta haline gelecektir. Ayrıca hastane birlikleri için oluşturulacak yönetim kurulu içinde ticaret odasının temsilcinin yer alırken sağlık hizmetini yürüten çalışanların yönetim organlarına dahil edilmemesi olaya tamamen mali açıdan bakıldığının ve katılımcı yönetim anlayışının da bu çerçevede oluşturulduğunun bir göstergesidir.

Ayrıca kamu hastane birliklerinde görev yapacak olan personelin iş güvencesinden yoksun bir şekilde sözleşmeli olarak çalıştırılmak istenmesi bu kurumlara siyasi müdahaleler daha da artacak kurumlar politize olacaktır. Tasarıda belirtildiği gibi hastanelerin madde ve insan gücünü merkezden talep etme yerine yerinden karşılamanın getirilmesi yerel bazda oluşacak istihdam ve para rantının siyasi iktidar tarafından yönlendirilmesine neden olacaktır.

MADDELER HAKKINDAKİ DEĞERLENDİRME

Tasarının 2. maddesinde yer alan kamu hastane birliğin yönetim kurulunda yer alacak kişilerin özellikleri incelendiğinde sağlık çalışanlarının temsilcilerine birlik yönetimlerinde yer verilmediği görülmektedir. Ticaret odasının bile temsilcisi bulunduğu yönetim kurulunda çalışanların temsilcilerine yer verilmemesi katılımcı yönetim anlayışının sadece göstermelik olduğunu ortaya koymaktadır. Oluşturulacak bu yönetim kurulunda tüm sağlık çalışanlarını temsil edebilen yegane kuruluş olan sendika temsilcisinin de yer almasa zaruridir çünkü hizmetin kalitesinin artırılması gibi bir hedef ulaşmada çalışanların memnuniyetinin etkisi büyüktür. Bu nedenle çalışanlar ile birlik arasında iletişimi sağlayacak ve çalışanların taleplerinin dikkate alınmasını sağlayacak olan çalışanların temsilcisi olan yetkili sendika temsilcisi de kurulda yer almalıdır. (Örneğin Sosyal Güvenlik Kurumu yönetim kurulunda memur sendikalarından bir temsilci bulunmaktadır.)

Ayrıca yönetim kurulunda bir mali müşavir veya serbest muhasebeci, vali tarafından belirlenen bir işletme ve maliye mezunu bir kişi ve ticaret odasından bir üyenin bulunması bu birliklerin işletme düşüncesiyle kar amaçlı olarak yönetileceğini, kamu hizmeti ve sosyal sorumluluk prensiplerinin geri planda kalacağını göstermektedir. Yönetim kurulunda ticari ilişkileri olan kişilerin yer alması belli bir para sirkülasyonu olan hastaneler üzerinden bazı olumsuz ilişkilerin doğmasına neden olacaktır.

2 maddenin 14. bendinde bakanlık tarafından yönetimi tarafından başarısız bulunan kurumların tekrar bakanlığa devredileceği birliğin yönetim kurulunun ve (I) sayılı cetvelde belirtilen pozisyonlarda istihdam edilecek personelin sözleşmelerinin sona erdileceği ve bakanlık tarafından belirlenen personelin birliğin ağırlıklı ortalamanın üzerine çıkartıncaya kadar görevde kalacağı ifade edilmektedir. Birliğin kötü yönetimi ve zarara uğratılmasından dolayı birlik yöneticilerine, sadece sözleşmelerinin sona erdirilerek ceza verilmesi fakat kurumların uğradığı zararın devlet tarafından yüklenilmesi anlaşılmazdır. Devletin burada “İşlet kara geçir sen kullan zarar ederse ben karşılarım” demesi devlet eliyle kolaylaştırılan bir özelleştirme teşviki olmaktadır.

Bakanlık kendi personeli ile bu birlikleri ağırlıklı ortalamanın üstüne çıkaracağının garantisini verirken, birliklerin yönetimlerinde yerel yönetimden ve ticaret odasından üye dahil ederek zarar riskini göze almasının kamu menfaatine bir uyarlılığı söz konusu değildir. Ayrıca yedi yönetim kurulu üyesinin sadece birinde (f- İl sağlık müdürü veya aynı ilde birden fazla birlik bulunması halinde bakanlıkça belirlenecek il sağlık müdür yardımcılarından birisi) kamu personeli olma zorunluluğu vardır. Diğer 6 üyenin özel sektörden seçilmesine imkan sağlanması kamu hastanelerinin yönetimi özel sektöre geçmesi sakıncasını doğuracaktır. Özellikle yönetim kuruluna tanınan yetkiler incelendiğinde özel sektörün yönetime hakim olmasının yaratacağı olumsuzluklar ortadadır.

Tasarının 3. maddesinde yönetim kurulunun ve genel sekreterliğin görev ve sorumlulukları ifade edilmektedir. Yönetim kuruluna tanınan yetkiler arasında (d bendi) birliğin her türlü taşınmazını satmak, kiralamak, kiraya vermek devir ve takas işlemlerini yürütmek yer almaktadır. Birliklere ait olan taşınmazlar kamu mallarıdır. Bu taşınmazların satılması birlikler aracılığıyla özelleştirmenin kısa yoldan yapılması anlamına gelmektedir. Ayrıca bu madde hastane ve hastane bina ve arazileri üzerinde suiistimale yol açabilecek mahiyettedir.

Tasarının 3 maddesinin (ğ)bendinde ihtiyaç duyulması halinde tıbbi uzmanlık hizmeti satın alınmasına karar vermek ifadesi yer almaktadır. Bu hüküm bazı hastanelerde yapılmakta olan bir kısmı da sendikamız açtığı dava sonucu yürütmesi durdurulan personeli ile birlikte hizmet alımının önünü açmaktadır. Bu hüküm Anayasa’nın 128. maddesinde yer alan kamu hizmetinin kamu görevlileri eliyle yerine getirilmesine de açıkça aykırıdır.

Birlik içerisinde tüm kararların, tekliflerin hazırlanması ve yönetim kuruluna sunulmasında Genel sekreterin tek yetkili olması sözleşme yapılacak personeli bile genel sekreterin teklif edecek olması merkezi sistemi kurumsaldan yapıdan alarak kişiselleştirmiştir. Yani yerel yetkiler il sağlık müdürlüğünden alınıp genel sekretere verilirken personel alımı gibi Bakanlık yetkileri de devredilmiştir. Yerinden ve katılımcı yönetime bir katkısı olmamıştır. Aksine genel sekreterin mutlak hakimiyetine bağlı kişiselleştirilmiş bir merkezi yönetim kurulmuştur. Ayrıca genel sekreterin teklifleri üzerinde karar verecek yönetim kurulunda bulunan 7 üyenin son kararı verecek olması çok başlılığa sebep olacaktır.

Tasarının dördüncü maddesinde personelin niteliği, statüsü ve hakları belirlenmektedir. Birliklerde görev yapacak olan mevcut hastane yöneticilerinin hepsinin görevi sona erecek veya uygun nitelikleri taşıyanlar genel sekreter isterse görev yapabileceklerdir. Yıllarını bu kurumlara harcayan ve işleyişi en iyi bilen insanların bu yolla tasfiye edilmesi kurum işleyişinde geri dönülmez zararlar ortaya çıkarabilecektir.

Söz konusu böyle bir hükümle bu kurumların yönetim kademelerinin tamamının değiştirilmesi ve yeni yöneticiler için sadece üniversite mezunu ve 5 yıllık iş deneyimi şartı aranması ile geniş bir kesimden seçim yapılabilecek olması siyasi müdahalelerin ve kadrolaşmanın önünü açacaktır. Nitelikli insanlar yerine birilerinin himayesinde olanlar bu görevlere atanacaklardır. Bu da kurumları devletin değil de siyasal partilerin veya yönetime etki edenlerin kurumu hüviyetine sokacaktır. Birliklerde çalışan personelin sözleşmeli olarak iş güvencesinden yoksun bir biçimde çalıştırılarak ve sözleşmelerin genel sekreterin teklifi ile bitirilebilecek olması kabul edilemezdir. Ayrıca sözleşmeli çalışan personelin sendikal haklarında, grev ve toplu sözleşme haklarının olmaması ayrı bir handikaptır.

Kısacası kamu hastane birlikleri yerine Sağlık Bakanlığı mevcut olan ve birçok yetkisini devrettiği il sağlık müdürlüklerini daha etkin hale getirmekle hastanelerde kaliteyi artırması ve vatandaşın memnun olacağı hizmeti hızlı ve ulaşılabilir olarak sunması mümkündür. Zaten Sağlık Bakanlığı hazırladığı yayınlarda ve yöneticilerinin açıklamalarında bunu büyük ölçüde başardığını ifade etmektedir. Öyleyse birçok açıdan sakıncalı olan ve hastaneleri özelleştirilmesinin önünü açan bir uygulamanın kamu yararı ile bağdaştığını düşünmek güçtür. Hastaneleri suiistimallere açık bir hale getiren ve yerel güçlerin eline devreden bir sistemin Türkiye’nin sağlık sisteminde geriye dönülmesi güç zararlar doğuracağı muhakkaktır. Yetki ve sorumluluktan kaçarak hastaneleri uzaktan yönetmenin mantıksızlığından vurgu yaparken uzaktan denetleme ve liderlik yapılabileceğini ifade etmek son derece tutarsız bir yaklaşımdır.

Devletin yürüttüğü sağlık hizmetine kar-zarar mantığı çevresinde yaklaşmak sosyal devletin gereklerini ihmal etmek olacaktır. İdari ve mali açıdan özerk sağlık kuruluşları sözleşmeli işletme personeli ile kendisinin oluşturduğu kaynaklar ile hizmet verecektir. Bu nedenle halk sağlığı yerine kendi işletmesinin çıkarlarını düşünmek zorunda kalacaktır.

 
 Sık Kullanılanlara Ekle
 Açılış Sayfam Yap

İLANLAR
SÜNNET OLANLAR

ÇANAKKALE Şubesi üyemiz Nihat Ece'nin oğlu sünnet olmuştur.

ANKARA 1 No’lu Şubesi üyelerimizden Dr. Ahmet Ağaçayak’ın oğlu sünnet olmuştur.

ANKARA 1 No’lu Şubesi üyelerimiz Nurhayat Mesut Uzunoğlu çiftinin çocukları sünnet olmuştur.

BARTIN Şubesi üyelerimiz Hasan ve Çiğdem Gökbayrak'ın oğlu sünnet olmuştur.

TEBRİK EDER GEÇMİŞ OLSUN DİLERİZ.



EVLENENLER

TRABZON Şubesi üyelerimizden Ahmet Dalga evlenmiştir.

TRABZON Şubesi üyelerimizden Ayla Demirci evlenmiştir.

TRABZON Şubesi üyelerimizden Kemal Mısır'ın kardeşi evlenmiştir.

TRABZON Şubesi Yönetim Kurulu üyemiz Mustafa Selimoğlu'nun kızı evlenmiştir.

TRABZON Şubesi İşyeri Temsilcimiz Şener İşçi'nin kızı evlenmiştir

TRABZON Şubesi üyelerimizden Temel Terzi'nin kızı evlenmiştir.

GİRESUN Şubesi üyelerinden Aysel Aliustaoğlu'nun oğlu evlenmiştir.

GİRESUN Şubesi üyelerinden İsmihan Öztürk evlenmiştir.

AYDIN Şubesi üyelerimizden Aysemin Çakmak'ın oğlu evlenmiştir.

TEBRİK EDER, BİR ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLERİZ
------------------------------------



DOĞUM

ANKARA 1 No’lu şubesi üyelerimizden Saliha Koçyiğit’in kızı olmuştur.


MANİSA Şubesi üyelerimizden Mesut Eren'in oğlu olmuştur.

ERZURUM
Üniversite Şubesi üyelerimizden Fatih Koçak'ın ikiz erkek çocuğu olmuştur.

ÇANAKKALE
Şubesi üyelerimizden Metin Kılıç'ın kızı olmuştur.

ISPARTA
Şubesi üyelerimizden Dr Okan Görgülü'nün kızı olmuştur.

MİNİK BEBEKLERİMİZE HOŞGELDİN DİYOR, AİLELERİYLE BİRLİKTE SAĞLIKLI UZUN ÖMÜRLER DİLİYORUZ
________________



GEÇMİŞ OLSUN

TRABZON Şubesi üyelerimizden Osman Akkoç'un babası kalp krizi geçirmiştir

TRABZON Şubesi üyelerimizden Kamil Akkoç'un babası kalp krizi geçirmiştir.

TRABZON Şubesi üyelerimizden Halit Hacıalioğlu ameliyat olmuştur.

TRABZON Şubesi üyelerimizden Sedef Torlak ameliyat olmuştur.

TRABZON Şubesi üyelerimizden Sedef Torlak ameliyat olmuştur

TRABZON Şubesi Eski yönetim kurulu üyemiz Azem Turgut Özer ameliyat olmuştur.

ANKARA 1 No’lu Şubesi delegemiz Ahmet Solmaz hastaneye kaldırılmıştır.

GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİZLE SAĞLIKLI UZUN ÖMÜRLER DİLERİZ






VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

TRABZON Şubesi üyelerimizden Aydın Çelenk'in ağabeyi vefat etmiştir.


TRABZON Şubesi üyelerimizden Yücel Kaya'nın babası vefat etmiştir.

TEKİRDAĞ Şubesi üyelerimizden Ertuğrul Güre vefat etmiştir.

ÇORUM
Şubesi Üyelerinden Hasan Özel'in babası vefat etmiştir.

GAZİANTEP
Şubesi üyelerimizden Fevzi Çakmak'ın babası vefat etmiştir.

GAZİANTEP
Şubesi Yönetim Kurulu Üyemiz H. Hüseyin Bağcı'nın kayınpederi vefat etmiştir.

ÇANKIRI
Şubesi üyelerimizden Niyazi Sayar'ın babası vefat etmiştir.

Vefat edenlere Allah'tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar dileriz.



Duyurular
spacer