|
5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle yazılı açıklama yapan Türk Sağlık-Sen Genel Baskanı Önder Kahveci, gıda denetiminin Sağlık Bakanlığı’ndan alınmasını elestirdi.
Kahveci, gıdaların denetiminin Sağlık Bakanlığı’ndan Tarım ve Köyisleri Bakanlığı’na devrini öngören ve 27 Mayıs tarihinde kabul edilen 5179 sayılı “Gıdaların Üretimi, Tüketimi Ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değistirilerek Kabulü Hakkında Kanun”un Sağlık Bakanlığı’na bağlı çevre sağlığı teknisyenleri tarafından da tepkiyle karsılandığını belirtti.
Gıda denetimi Sağlık Bakanlığı’nın asli görevi
1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu ve Sağlık Bakanlığı’nın teskilat ve görevleri hakkındaki 181 sayılı KHK gereğince Bakanlığın temel görevlerinden birinin koruyucu sağlık hizmetleri olduğunu söyleyen Kahveci, yeni çıkan yasanın bu anlayısı ortadan kaldırdığını belirtti. Bakanlık tarafından gıda ile ilgili yayınlanan genelgelerde ‘Tüketici sağlığının gıda maddelerinden kaynaklanan bulasıcı ve salgın hastalıklar ile gıda zehirlenmelerinden korunması amacıyla yürütülen gıda denetim ve kontrol hizmetleri koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında Bakanlığımızın temel görevleri arasında yer almaktadır’ seklinde ifadelerin yer aldığına dikkat çeken Kahveci gıda denetimi hizmetinin Tarım ve Köyisleri Bakanlığı’na devrinin koruyucu sağlık hizmetleri açısından sakıncalı olduğunu kaydetti.
Tarım ve Köyisleri Bakanlığı’nın hiçbir altyapısı yok
Söz konusu kanunun uygulanmasıyla birlikte sağlıklı gıda tüketiminin risk altında olduğunu söyleyen Kahveci açıklamasında söyle dedi:
“27 Mayıs tarihinde kabul edilen 5179 sayılı “Gıdaların Üretimi, Tüketimi Ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değistirilerek Kabulü Hakkında Kanun”la gıdaların denetimi Sağlık Bakanlığı’ndan Tarım ve Köyisleri Bakanlığı’na devredilmistir. Böyle bir düzenlemeyle sağlıklı gıda tüketimimiz için güvence niteliği tasıyan denetim mekanizması bir çıkmaza girmektedir. Gıda denetimi konusunda hiçbir altyapısı bulunmayan Tarım ve Köyisleri Bakanlığı’nın bu yükün altından kalkamayacağını düsünmekteyiz.
Gıda ve gıda katkı maddelerinin üretildiği yerlerin kontrolü daha önce 560 sayılı KHK gereğince Sağlık Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından birlikte yürütülmekteydi. Gıda satıs ve toplu tüketim yerlerinin denetimi ise Sağlık Bakanlığı ve belediye baskanlıkları tarafından gerçeklestirilmekteydi. Yeni yasa ile gıda denetim yetkilerinin tek bir bakanlıkta toplanması, ilk bakısta, aksaklıkların giderilmesi açısından uygun gibi görünmektedir. Ancak gıda denetim hizmetleri yetiskin personel ve iyi bir laboratuar desteği ile yürütülebilir. Sağlık Bakanlığı’nın her ilde kontrol laboratuarı bulunmaktadır. Tarım ve Köyisleri Bakanlığı’nda ise bölge laboratuarları tarafından yürütülmekte ve her ilde bulunmamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın ise her ilçede, beldelerde ve köylerinde sağlık ocağı bulunmaktadır. Buralarda görevli personelden hekim ve çevre sağlığı teknisyenleri almıs oldukları eğitimle gıda denetçisi unvanı almıslardır. Bu sayede özellikle, satıs yerleri kapsamında değerlendirilen bakkal, kahvehane gibi en az nüfuslu köylerde bile bulunabilen isyerlerinin denetimi sağlanabilmektedir.
Böyle bir durumda gıda denetiminde hem uzmanlasmıs kadroya, hem de asgari altyapıya sahip olan Sağlık Bakanlığı’nın devre dısı bırakılması kabul edilemez bir durumdur. Mevcut altyapı imkanlarıyla Sağlık Bakanlığı bile gıda denetimini güçlükler içerisinde uygulamaktayken, simdi hiçbir altyapısı ve uzman kadrosu olmayan bir Bakanlık bu ciddi görevi nasıl yerine getirecektir? “
Gıda denetimi 500 personel tarafından gerçeklestirilecek
Türkiye genelinde 3 bin 500’e yakın çevre sağlığı teknisyeninin Sağlık Bakanlığı çatısı altında gıda denetimini gerçeklestirdiklerini söyleyen Kahveci, 5179 sayılı Kanuna göre Sağlık Bakanlığı’nda Çevre Sağlığı Teknisyeni olarak görev yapmakta olan personelden Bakanlık tarafından belirlenecek besyüz adet personelin, kadroları ile birlikte en geç altı ay içerisinde Tarım ve Köyisleri Bakanlığı’na devredileceğini hatırlatan Kahveci “Daha önce 3 bin 500 kisinin ve diğer sağlık çalısanlarının gerçeklestirmekte zorlandığı gıda denetimi 500 kisi tarafından nasıl sağlanacaktır?” diye sordu. Kahveci söyle devam etti: “3.500 Çevre Sağlığı Teknisyeni bile gıda denetimi konusunda yetersiz kalmakta ve ihtiyaç duyulan bölgelerde sağlık memuru ve doktor, hemsire, ebe gibi diğer sağlık çalısanlarından da gıda denetiminde yararlanılmaktadır. su anda İstanbul’da 15 bin gıda üreten isletme mevcuttur.”
Cezalar caydırıcı değil
Sağlıklı gıda üretimi ve tüketimi için gerekli sartlara uymayanlara verilecek cezaların caydırıcı olmadığını söyleyen Kahveci, yeni yasal düzenlemeyle üretim izni alınmamıs, miadı dolmus, teknik ve hijyenik sartlara uymayan gıda maddelerini satan isyerlerinin 1 milyar idari para cezası ile cezalandırılacağını hatırlatarak “Böyle bir cezalandırmanın hiçbir caydırıcı özelliği yoktur. O yüzden pratikte hiçbir ise yaramayacaktır” dedi. Ayrıca, yeni yasa gereği gerekli analizlerin yapılması amacıyla Bakanlıkça yetkilendirilecek özel laboratuarların bile kurulabileceğine dikkat çeken Kahveci, “Bu durumda sağlıklı teshis yapılmayacağı ve gerekli cezalandırma mekanizmasının uygulanmayacağı endisesini tasımaktayız.”
Çevre sağlığı teknisyenlerinin sorunları had safhada
Genel Baskan Kahveci, gıda denetimini yapan çevre sağlığı teknisyenlerinin sorunlarına da değinerek sunları söyledi: “Çevre sağlığı teknisyenleri sürekli arazide çalısmalarına rağmen yolluk, görev riski tazminatı alamamaktadırlar. Ekonomik istikrar tedbirleri adı altında araç soförlüğünü bile yapmakta, denetimlere giderken araç dahi bulamamaktadırlar. Özellikle denetim görevleri sırasında sözlü ve fiili tacizlere maruz kalmakta, görevlerini tam yerine getirmelerine rağmen zaman zaman siyasilerin hısmına uğramaktadırlar. Diğer kamu çalısanları gibi ortalama 500 milyon gibi komik maaslarla geçim mücadelesi vermektedirler. Sağlık Bakanlığına bağlı yataklı kurumlarda çalısanlar döner sermayeden iyi-kötü pay alırken çevre sağlığı teknisyenlerinin aldığı paylar devede kulak misalidir. Bu durum çalısma barısını bozabilecek niteliktedir.”
Halk sağlığı birinci öncelik olmalı
Kahveci açıklamasına söyle devam etti: “Sağlıklı gıda tüketimi halk sağlığının önemli unsurlarından biridir. Anayasa gereği, halkın sağlığını koruma Sağlık Bakanlığı’nın en önemli görevlerinden biridir. Bu nedenle sağlıklı gıda tüketimi için gerekli sartlar devlet tarafından eksiksiz yerine getirilmelidir”
5 Haziran Dünya Çevre Gününü kutlayan Genel Baskan Kahveci, “Bizler daha sağlıklı, daha temiz, daha yasanılabilir bir çevre istiyoruz. Bunun için de devlet ve vatandas elele birlikte çaba göstermelidir. Sağlıklı gıda tüketimi konusunda 5179 sayılı Kanunla getirilen yeni denetim mekanizmasının halkın sağlığında çok ciddi bir yara açacağına inanıyoruz. Bu yanlıslığın en kısa sürede giderileceğini umuyor, halkımızı 5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle kutluyoruz.” |