|
DANIŞTAY İLGİLİ DAİRESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA
Yürütmenin Durdurulması İstemlidir
DAVACI : Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kolu Kamu Görevlileri Sendikası
Dr. Mediha Eldem sok. No: 85 6640 Kocatepe / ANKARA
VEKİLİ :Av.Murat BAHADIR
Dr. Mediha Eldem sok. No: 85 6640 Kocatepe / ANKARA
DAVALI : Sağlık Bakanlığı/ANKARA
İLAN TARİHİ : 12.08.2005
DAVA KONUSU : 12.08.2005 Tarih ve 25904 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmeliğin 2.maddesinin, 4.maddesinin aile hekiminin tanımını yapan 3.fıkrasının, 10.maddesinin, 17.maddesinin (A) bendinde yer alan “1000 kişinin üzerindeki her kayıtlı kişi başına ayrıca 1 YTL esas alınır” ibaresinin, 17.maddesinin (C) bendinin, 17.maddesinin (E) bendinin ve 18.maddesinin “Sevk kesintisi” başlığını taşıyan (A) bendinin öncelikle yürütmesinin durdurularak iptaline karar verilmesi talebimizin sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR :
1-) Malumları olduğu üzere, Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kolu Kamu Görevlileri Sendikası, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikası Kanunu hükümlerine göre kurulmuş bir sendikadır.Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kolu Kamu Görevlileri Sendikası,4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikası Kanununun 19. maddesinin ‘ f ‘bendi uyarınca; üyelerinin haklarını korumak için kurum ve kurallara başvurma , davalar açma ve açılan davalara katılma hakkına sahiptir. Mezkur yönetmeliğin ilgili maddelerinin üyelerimizin hak ve menfaatlerini ihlal etmesi dolayısıyla iş bu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.
2-) Yönetmeliğin 2.maddesinde bu yönetmeliğin Aile Hekimliği Pilot Uygulaması çerçevesinde sözleşmeli olarak çalıştırılanlar ile aile hekimliği uygulamaları için görevlendirilen tüm aile hekimlerini ve aile sağlığı elemanlarını kapsadığı belirtilmiştir.
Anayasanın 128. maddesinde devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği açıkça ifade edilmiştir. 128. maddede devamla memurları ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin yasayla düzenleneceği öngörülmüştür. Sağlık hizmeti devletin genel idare esasları kapsamında yürütmekle sorumlu olduğu kamu hizmetlerindendir. Kamu hizmetleri ise kadrolu kamu görevlileri eliyle yürütülmektedir. Anayasanın 128. maddesi ile düzenlenen bir kuralın yasa ile değiştirilerek farklı pozisyonda istihdam biçimine gidilmesi Anayasaya aykırıdır.
Anayasa Mahkemesinin 19.04.1988 tarihli 1987/16 E, 1988/8 K sayılı kararı ile 09.02.1993 tarihli 1992/44 E, 1993/7 K sayılı kararlarında devletin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin kadrolu memurlar veya diğer kamu görevlileri eliyle gördürülebileceğine ilişkin tespitleri bulunmaktadır. Bu nedenle mevcut hukukumuza göre aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının sözleşmeli olarak çalıştırılabilmeleri hukuken olanaklı değildir.
3-) Yönetmeliğin 4. maddesinin 3.fıkrasında aile hekimi tanımlanmış olup, bu tanıma uygun olarak aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiplerin aile hekimi olarak çalışabilecekleri ifade edilmiştir.
18.04.1973 tarih ve 14511 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Tababet Uzmanlık Tüzüğüne göre aile hekimliği ancak 3 yıllık asistanlık süresi geçiren pratisyen hekimlerin veya 1 yıl 4 ay yandal eğitimi alan çocuk hastalıkları ve iç hastalıkları uzmanlarının alabileceği bir uzmanlık alanıdır. Dolayısıyla aile hekimi olabilmek için asistanlık yapmış olmak şarttır. Kanunun 2. maddesinde uzman olmayan tabiplerin aile hekimi olabileceğine dair düzenleme 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 9. maddesine dayanılarak çıkarılmış bulunan ilgili tüzük hükmü ile çelişmektedir. Ayrıca uzman olanlarla olmayanların aynı kategoride değerlendirilmesi tıp etiğine de aykırılık teşkil etmektedir.
4-) Yönetmeliğin “Çalışma Saatleri” başlığını taşıyan 10.maddesinde aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğu belirtilmektedir.
Sağlık Bakanlığında görevli diğer personelin haftalık çalışma sürelerinin 45 saat olduğu düşünüldüğünde bu uygulamanın da Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu görülmektedir.Zira Aile hekimi kamu görevlisi olarak kabul ediliyor ise Anayasanın 128. maddesine göre özlük haklarının kanunla açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi halde Anayasanın 128. ve 7. maddelerine aykırı düzenleme yapılmış olur.
5-) Yönetmeliğin 17.maddesinin (A) bendinde “1000 kişinin üzerindeki her kayıtlı kişi başına ayrıca 1 YTL esas alınır” ibaresi yer almaktadır.
Yönetmeliğin 17.maddesinde Aile Hekimlerine ödenecek ücretler belirlenmektedir. Bu maddenin (A) bendinde yer alan “1000 (bin) kişinin üzerindeki her kayıtlı kişi başına ayrıca 1 YTL esas alınır.” İfadesi aile hekimlerini müşteri arar gibi hasta aramaya yöneltecektir. Ekonomik şartlar göz önüne alındığında bu durum “kaçınılmaz son” olarak görülmektedir. Böylelikle sağlık hizmetlerinin piyasalaşmasının önü açılmış olacak ve doktorlarla insanlar arasında hasta-doktor ilişkisi yerine esnaf-müşteri ilişkisi gibi bir durumun oluşmasına neden olacaktır. Bu durum ise sağlık hizmetlerinin sunum mantığına aykırıdır.
1000 kişiden sonraki her bir kişi için Sözleşmeli personele 1 YTL, Bakanlığın görevlendireceği personele 0,40 YTL ve serbest olarak çalışanlardan uygulama kapsamında hizmet verenlere 0,20 YTL ödenecek olması da Sözleşmeliliği özendirmek adına getirilmiş bir uygulamadır.
6-) Yönetmeliğin 17. maddesinin ( C ) bendinde Aile Sağlığı Merkezlerinin giderleri için bir aylık tavan ücretin % 100 ünün ödeneceği belirtilmektedir. Kira, elektrik, su, yakıt, telefon, internet, bilgi-işlem, temizlik, büro malzemeleri, küçük onarım ve tıbbi sarf malzemeleri için ödenecek ücret belirlenirken aile hekiminin aldığı aylık tavan ücretin esas alınması yanlış bir uygulamadır.Aile hekiminin aldığı ücretle bu giderler arasında bir kıyas yapılması doğru değildir.Bu giderler bölgelere göre değişiklik arz edeceği halde aile hekiminin alacağı ücret sabittir. Bu giderler için başka bir kıstas belirlenmeli ve ödemeler ona göre yapılmalıdır. Ayrıca bu giderler için herhangi bir beyan gerekip gerekmediği de ifade edilmemiştir.
7-) Yönetmeliğin 17. maddesinin (E) bendinde tetkik ve sarf malzemeleri giderlerinin ne şekilde karşılanacağı düzenlenmiştir. Buna göre “tetkik ve sarf malzemeleri giderleri karşılığı yapılacak toplam ödeme tutarı tavan ücretin %100’ünü geçemez.” denilmektedir. Tetkik ve sarf malzemeleri giderlerinin beyana göre ödeneceği belirtilirken bunlara tavan ücret sınırının getirilmesi doğru değildir. Burada eğer gereksiz sarfiyatın önlenmesi amaçlanıyorsa başka bir kıstas getirilmelidir. Aile hekiminin görev yaptığı bölgede herhangi bir salgın hastalık sonucu tetkik ve sarf malzemeleri giderleri tavan ücreti aşabilecektir.
Yönetmelik, iyi planlanmadığından ve altyapı eksiklikleri göz önünde bulundurulmadığından defalarca ertelenen Aile Hekimliği uygulamasında yeni sorunları da beraberinde getirecektir.
8-) Yönetmeliğin 18.maddesinin (A) bendi ile (B) bendinde , Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen standartlara göre koruyucu hekimlik hizmetlerinin eksik uygulaması veya hasta sevk oranlarının yüksek olması halinde bu ödeme tutarından brüt ücretin %20’sine kadar indirim yapılacağı ifade edilmektedir.Yönetmelik bu hükmüyle de oldukça tehlikeli sonuçlara yol açabilecek bir düzenleme getirmiştir. Öncelikle aile hekimliği uzmanlığı dahi almamış olan pratisyen hekimlerin birkaç aylık kurslarla aile hekimi yapılabileceği ve çalıştırılabileceği düzenlenmiş, ardından bu hekimlerin çok fazla hasta sevk etmesi halinde ücretlerinden %20 indirim yapılacağı ifade edilmiştir. Ücretinden indirim yapılmasını istemeyen aile hekiminin tıbbi bilgisi yeterli olmasa bile hastayı kendisinin tedavi edeceğine dair beklentisi çok tehlikeli tıbbi sonuçlara yol açabilecektir. Yaşam hakkının güvence altında olduğu ülkemizde bu tür düzenlemelerle hekimlerin daha fazla para kazanmak istemesi sonucu insanların yaşam hakları tehlikeye girecektir. Yaşam hakkı boyutuyla bu düzenleme Anayasanın 17. maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca amacın sağlık hizmeti verilmesi olduğu bir yönetmelikte, olayın salt parasal değerlerle ölçülmesi yönetmeliğin kendi içerisindeki en büyük çelişkisini göstermektedir.
9-) Malumları olduğu üzere, 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesi gereğince “Düzenleyici işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı ve düzenleyici işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleştiği” taktirde, ilgili düzenleyici işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilir. Davamıza konu düzenleyici işlemin ilgili hükmü açıkça hukuka aykırı olduğundan ve söz konusu hükmün uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı aşikar olduğundan mezkur hükmün yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.
HUKUKİ SEBEPLER : Anayasa, İYUK ve diğer yasal mevzuat
HUKUKİ DELİLLER : Ekte sunulan belgeler ve diğer yasal deliller.
NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı 12.08.2005 Tarih ve 25904 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmeliğin 2.maddesinin, 4.maddesinin aile hekiminin tanımını yapan 3.fıkrasının, 10.maddesinin, 17.maddesinin (A) bendinde yer alan “1000 kişinin üzerindeki her kayıtlı kişi başına ayrıca 1 YTL esas alınır” ibaresinin, 17.maddesinin (C) bendinin, 17.maddesinin (E) bendinin ve 18.maddesinin “Sevk kesintisi” başlığını taşıyan (A) bendinin öncelikle yürütmesinin durdurularak iptaline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini bilvekale saygılarımla arz ve talep ederim.11.10.2005
Davacı Sendika Vekili
Av.Murat BAHADIR |