|
|
|
|
|
E-POSTA ÜYELİĞİ |
|
İsminizi ve e-posta adresinizi yazın. Gelişmelerden haberdar olun
|
|
|
 |
|
|
AİLE HEKİMLİĞİ PİLOT UYGULAMASI HAKKINDAKİ KANUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ |
|
|
|
|
Pazartesi, 23 Ocak 2006 |
Aile Hekimi; birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda görev alan hekimdir. Dünya’da Aile Hekimliği ile genel pratisyenlik genellikle eş anlamlı kullanılmaktadır. Bir uzmanlık dalından ziyade, hizmet sunumunda hekimin görev tanımı ve çalışma usulü olarak bakılması gerekir.
Aile Hekimliği Nedir?
Aile Hekimi; birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumunda görev alan hekimdir. Dünya’da Aile Hekimliği ile genel pratisyenlik genellikle eş anlamlı kullanılmaktadır. Bir uzmanlık dalından ziyade, hizmet sunumunda hekimin görev tanımı ve çalışma usulü olarak bakılması gerekir.
Aile Hekimliği sanıldığının aksine tek bir sistemi ifade etmemektedir.Tüm dünyada değişik biçimlerde uygulanmaktadır. Bu nedenle bir sağlık sistemi olarak algılanmamalıdır. Belli bir sağlık ekonomisi modeline de bağımlı değildir. Değişik ekonomik sistemlerde veya finansman modellerinde aile hekimliği uygulaması görülmektedir. Bir ülkedeki aile hekimliği uygulamasının ayrıntıları uygulanan sağlık politikaları ve sağlık sistemlerinin özelliklerine göre şekillenmektedir.
Bu nedenle bir ülkedeki aile hekimliğini tartışırken o ülkedeki düzenlemeyi ve uygulamayı tartışmak gerekir. ısminden çok hekimin birinci basamakta hangi işlevleri yüklenmiş olduğu, çalışma yönteminin ne olduğu ve hizmetlerin örgütlenmesinin nasıl olduğuna bakmak gerekir.
Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Nasıl Olmalı?
Bir ülkedeki sağlık sisteminin nasıl olması gerektiğini belirleyen genel kriterler Temel Sağlık Hizmetleri Bildirgesinde belirtilmiştir. Bir ülkedeki sağlık hizmetlerinin tümünü kapsayan Temel Sağlık Hizmetlerinin önemli bir parçası Birinci basamak sağlık hizmetleridir. Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Temel Sağlık Hizmetlerinin tüm özelliklerini taşımak zorundadır.
Birinci basamak sağlık hizmeti, toplumun tümüne, herhangi bir ayırıma tabi tutmadan hastalık ve organ farkı gözetmeden sağlık eğitimi, danışmanlık, hastalıklardan korunma, tanı, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerini içeren kapsayıcı bir hizmet vermelidir. Birinci basamak sağlık hizmeti, ilk başvuru yeri olma özelliği taşırken gerekli olduğu durumlarda sevk ve konsültasyon sürecinde koordinasyon sağlayan sürekli bir sağlık hizmeti de sunmalıdır. Buna göre birinci basamak sağlık hizmeti olmazsa olmaz denilebilecek dört temel özelliği taşımalıdır. Bunlar;
a) İlk Başvuru: İlk başvuru herhangi bir problem ya da problemin yeni bir yönü söz konusu olduğunda sağlık bakımı almak için başvuran kişinin hizmete erişebilmesi ve hizmeti kullanması anlamındadır. Hizmet veren kuruluş erişilebilir olmalıdır ve hizmet kullanılmalıdır. Ayrıca ilk başvuru yeri halk tarafından bilinmelidir.
b) Süreklilik: Düzenli bir bakım varlığı bunun kullanımı olarak algılanır. Toplumun tüm sağlık hizmet gereksinmelerine cevap vermelidir. Sürekliliğin esası, toplum veya kişi ile sağlık kuruluşunun ya da sağlık çalışanının ilişkisinin devamlılığıdır.
c) Kapsayıcı Hizmet: Birinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlar tüm sağlık bakım hizmetlerini gerekirse kurum dışı destek alarak sağlamalıdır. Bunun için de gerekirse ikinci basamağa sevk, evde bakım ve topluma yönelik sağlık hizmetlerinin de olması anlamına gelmektedir.
Birinci basamakta bakım hizmetleri; sorunun tanımlanması, tanı, izlem ve yeniden değerlendirme basamaklarını içermelidir.
Birinci basamak sağlık hizmetleri; tedavi edici hizmetler kadar koruyucu hizmetleri de kapsamalıdır. Hangi koruyucu hizmete ihtiyaç, hem de gerekli olduğuna karar vermek önemlidir. Koruyucu hizmetler, sadece tıbbi bakım alanlarına yönelik bir çaba değildir. Sağlıklı kişileri ve bakıma ihtiyacı olanı tespit etmeyi de içermektedir.toplum düzeyinde kapsayıcılık, hizmet yelpazesinin toplumun ihtiyacına göre belirlenmesi ve bu hizmetin topluma ulaşmasının derecesi ile ölçülür.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre birinci basamak sağlık hizmetlerinin kapsayıcı olabilmesi için tüm kalkınma programlarına ve belirlenen sağlık sorunlarına ilişkili ve yönlenmede dengeli olmalıdır. Entegre olması, kültürel olarak kabul edilmeli, teknik olarak uygun olmalı, bölgesel ihtiyaçları karşılayabilir olmadır.
d) Koordinasyon: Sağlık kuruluşları ve sağlık personeli arasında da olmalıdır. Bunun iyi bir bilgi toplama ve kullanma sistemi de olmalıdır.
Türkiye’de Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri ve Aile Hekimliği
Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar birinci basamak sağlık hizmetleri alanında bir çok düzenleme yapılmış ve arayışlara girilmiştir. Özellikle 1961 yılında çıkartılan Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanunla bu konuda bilimsel, Türkiye gerçeklerine uygun bir düzenleme yapılmıştır. Temel Sağlık Hizmetleri anlayışıyla ve sağlığın en temel bir hak olduğu anlayışı ile sağlık hizmetlerinin ülke genelinde eşit bir şekilde sunulması amacıyla yapılan düzenleme, bir takım nedenlerden dolayı ülke genelinde yaygınlaşması gecikmiş olsa da ve hala sorunlar yaşanmasına rağmen doğru bir düzenlemedir.
Özellikle 1983 yılından itibaren ise Aile Hekimliği Türkiye’nin gündemine taşınmıştır. Günümüze kadar geçen bu sürede gerekçesi ve esas amacı gizlenmiş de olsa bir çok kez yasal düzenleme yapılmaya kalkışılmış ve çoğu zaman da vazgeçilmiş veya sonuçlandırılamamış girişimler olarak kalmıştır.
Günümüzde ise AKP hükümeti tekrar Aile Hekimliğini gündeme taşımış ve hatta en önemli sağlık politika ve hedefi haline getirmiştir. Mart 2004’te tüm Türkiye genelinde Aile Hekimliğine belirtmiştir. Bu beyanlara rağmen Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun ancak 24.11.2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkındaki Kanunun Değerlendirilmesi
Aile Hekimliği uygulamasında tartışılması gereken esas konu ise; neden böyle bir düzenleme yapıldığı veya bu düzenleme ile mevcut uygulamalarda nelerin değişeceğidir. Daha önce belirtildiği gibi Aile Hekimliği bir sistem değildir veya tek bir uygulama da değildir. Sadece bir ülkede Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinden ne anlaşıldığının ve nasıl verileceğinin düzenlenmesidir. Bu düzenlemenin sınırları da yapılan veya yapılacak yasal düzenlemelerde belli olmalıdır. Fakat mevcut Kanunda bunun gerekçeleri olmadığı gibi bu tür sorulara da cevap vermemektedir. Aslında bu sorulara cevap verilmelidir. Neden Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin sunumu değiştiriliyor. Mevcut sistemin sorunları nelerdi. Yapılan düzenlemeler bu sorunları ortadan kaldırıyor mu? Bu Soruların cevabı verilmemiştir. Kanunda “Sağlık Bakanlığı kişilerin sağlığını korumak ve geliştirmek üzere Aile Hekimliği uygulamasını yürütür” denmektedir. Sağlığı korumak doğru fakat iddialı ve kapsamlı kavramlardır. Bu işi nasıl yapacağınızı belirtmeniz gerekir. Bunu sağlamak için “Aile Hekimliği uygulamasını yürütür” demek ise kanunun derinlemesine düşünülüp, araştırılarak hazırlanmadığını göstermektedir. Halbuki hukukun doğası gereği Kanunlar en ince ayrıntılar göz önünde bulunarak hazırlanmalıdır. Sürekli vurgulamaya çalıştığımız Aile Hekimliğinin standart bir uygulama olmadığıdır. Aile Hekimliği uygulamasından ne anladığınızı ve nasıl yapacağınızı belirlemeniz gerekir. Kanunda bunları bulamıyoruz. Taslağın 1. Maddesinde Aile Hekiminin görevi belirtilir iken “kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ve birinci basamak tedavi hizmeti veren kişi” olarak tanımlanmaktadır. Bu da belirsiz ve çelişkilidir. Çürkü kişiye yönelik koruyucu hizmetler en az yedi farklı grup hizmeti içerir. Bunların hepsini verecek misiniz? Başka bir koruyucu hizmet vermeyecek misiniz? Bunların hepsini verseniz bile kişilerin sağlığını koruyamazsınız ve geliştiremezsiniz. Bunları yapmak temel sağlık hizmeti anlayışını ve uygulamalarını gerektirir. Bu da Kanunun çelişki ve tutarsızlığının göstergesidir.
Aslında Kanun sadece kimlerin Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Elemanı olacağını ve daha çok da bu kişilerin nasıl çalıştırılacağını düzenlemeye çalışmıştır. Diğer konularda; bu kişilerin görevleri, çalışma usul ve esasları, yetkileri, diğer sağlık hizmetleri ve kuruluşlarının neler olacağı ve bunlarla ilişkileri konusunda hiçbir düzenleme getirmemektedir. Bu haliyle de Birinci Basamakta tüm Kamu Sağlık Personelinin sözleşmeli personele dönüştürüleceği ve Sağlık Hizmetlerinin sözleşme yapılarak özel sağlık kuruluşlarına devredileceğinin çok açık ifadesidir. Diğer konuların hepsi belirsizdir.
Bu düzenleme ile uzmanlık eğitimi alanlarla, belli kurslarla eğitim alanlara aynı yetkilerin verileceği görülüyor. Bu eğitimlerin nasıl olacağı, yeterli olup olmayacağı tartışma konusudur. Ayrıca personel seçiminin de nasıl yapılacağı belirsizdir.
Kanun kamuya ait sağlık kuruluşlarının binalarının sözleşmeli personele kiralamayı öngörüyor. Bu da tartışmalı ve ciddi sıkıntılar doğuracak bir durumdur.
Sözleşmeli personelin Sağlık Bakanlığı ile sözleşme yapacağı ve ücretlerini Sağlık Bakanlığının ödeyeceği belirtilmektedir. Bu paranın kaynağı ne olacak? Bunun getireceği yük nasıl karşılanacak? Sözleşmenin süresi ve iptal şartları neler olacak bunlar da belli değildir. Ayrıca bir taraftan Kamu Yönetimi Temel Kanunu ile Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatı kapatılmakta bir taraftan bu tür düzenleme yapılmaktadır. Taşra teşkilatı olmayan Bakanlık bu işleri nasıl yapacaktır.
Aile hekiminin kendisine 1000 ile 4000 kişiyi kaydetme şartı getiriliyor. Bu kişilerin bir bölgede mi, herhangi bir yerde mi olacağı, nasıl seçileceği belirtilmiyor. Her bin kişi aile hekimi olacak mı, bunun sınırı ve kontrolü nasıl yapılacak belirsizdir.
Tüm bu nedenlerle bu Kanun çok eksik, iyi planlanmamış, çelişkilerle dolu bir Kanundur. Bu haliyle birinci basamak sağlık hizmetleri tamamen sözleşmeli personele veya özel sektöre devreden, fakat genelde ise huzursuzluğa ve karmaşıklığa neden olacak bir düzenlemedir. |
|
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
|

|
|
İLANLAR |
|
|
 |
|
|