1. Basamak Döner Sermaye Yönergesi'nin İptali İçin Dava Dilekçesi

2. ve 3. Basamak Döner Sermaye Yönergesi'nin İptali İçin Dava Dilekçesi


 

DANIŞTAY İLGİLİ DAİRESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA

 

 

Yürütmenin durdurulması ve

Savunma süresinin kısaltılması taleplidir.

                                                                                  

 

DAVACI                    : Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kolu Kamu Görevlileri Sendikası

                                      Dr. Mediha Eldem sok. No: 85  6640 Kocatepe / ANKARA

 

VEKİLİ                       :Av.Gülay KİCİK

                                      Dr. Mediha Eldem sok. No: 85  6640 Kocatepe / ANKARA

 

DAVALI                     : 1-Sağlık Bakanlığı/ ANKARA

                                       2- Maliye Bakanlığı/ANKARA

 

İLAN TARİHİ        : 01.02.2005

 

 

DAVA  KONUSU       : 2005 yılı Mali Yılı Bütçe Kanunu’nun  37. maddesinin (d) bendine istinaden hazırlanan 01.02.2005 tarih ve 349 makam onayı ile 01.01.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere   yürürlüğe giren,  “Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin;  4. maddesinin (o) bendinde yer alan yıllık izin”, “mazeret izni”, “Sağlık Kurulu veya tek Tabip raporlarına istinaden kullanılan hastalık izinleri” ibaresinin, 7. maddesinin ilk cümlesinde yer alan  “Komisyonun başkanı İl Sağlık Müdürüdür.” İbaresinin, Ek-2 tablosunda ki, “Sağlık Müdürlüğünde görevli şefler” ibaresinin, 5 maddesinin (g) bendi ile aynı maddenin (b) bendinde yer alan “fiilen” ibaresinin ve 17. ve 20. maddesinin öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve buna mukabil iptali ile davaya konu yönergelerin yasal dayanağını oluşturan, 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu’nun 37. maddesi (d) bendinin 4.  fıkrasının son cümlesinin, Anayasaya aykırı  olduğu iddiamızın ciddi görülerek, somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne intikaline karar verilmesi talebimizin sunulmasından ibarettir.

 

AÇIKLAMALAR      :

 

            1-)  Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kolu Kamu Görevlileri Sendikası, 4688 sayılı  Kamu Görevlileri Sendikası Kanunu hükümlerine göre kurulmuş en çok üyeye sahip yetkili  sendikadır. Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmetler Kolu Kamu Görevlileri Sendikası, 4688 sayılı  Kamu Görevlileri Sendikası Kanununun 19. maddesinin ‘ f ‘bendi uyarınca; “ Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak hakkına sahiptir.”  “Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci  Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin muhteviyatında bulunan bazı maddeleri açıkça hukuka aykırı olması nedeniyle, müvekkilim Türk Sağlık –Sen’ in  üyelerinin ortak hak ve menfaatlerini ihlal ettiğinden iş bu davayı açma zarureti hasıl olmuştur.

 

2-)Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin  4. maddesinin (o) bendinde yer alan “yıllık izin”, “mazeret izni”, “Sağlık Kurulu veya tek Tabip raporlarına istinaden kullanılan hastalık izinleri” ibaresinin iptali  bakımından;

 

Dava konusu yönergenin 4. maddesinin (o) bendine göre ;   : “O dönem içinde nöbet izinleri hariç, yıllık izin, mazeret izni, Sağlık Kurulu veya tek Tabip raporlarına istinaden kullanılan hastalık izinleri ve ücretsiz izinler sebebiyle çalışılmayan günler eksik çalışılmış gün olarak kabul edilerek”,döner sermayeden yapılacak ek ödemenin oranlanmasına dahil edilmemektedir. “Yıllık izin”, “mazeret izni” ve “Sağlık Kurulu veya tek Tabip raporlarına istinaden kullanılan hastalık izinleri”nin  döner sermayeden yapılacak ek ödemenin oranlanmasına dahil edilmemesi   yasalara ve hukuka aykırıdır.  Şöyle ki:

Yıllık ücretli  izinler, personelin bir yıl boyunca göstermiş olduğu çalışma  performansının verdiği yorgunluğu gidermek ve yeniden güç kazanarak , hizmetin kalite ve  verimliliğini artırmayı amaçlayan dinlenme hakkıdır. Personelin fiilen çalıştığı günler dolayısıyla, kazanmış olduğu yıllık izin hakkı  süresince döner sermayeden pay verilmesini düzenleyici işlemlerle kaldırmak hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. Zira dinlenme hakkı süresince, fiilen çalıştığı günler dolayısıyla memura döner sermayeden pay vererek ödüllendirmek yerine, yıllık izine ayrılan memura döner sermayeden pay verilmeyerek adeta memur yıllık izine ayrıldığı için cezalandırılmaktadır. Bilindiği üzere; 657 sayılı  kanunun 102. maddesine  göre, memurlara maaşları yıllık izinleri süresince fiilen çalışmış gibi  ödenir. Ayrıca, emekli keseneğinde de  yıllık izin süreleri eksik çalışılmış gün olarak kabul edilemez. Keza, Sağlık Kurulu veya tek Tabip raporlarına istinaden kullanılan hastalık izinleri süresince memurlara maaşları fiilen çalışmış gibi  ödenir.   Buna göre; 657 sayılı yasada  aktif çalışma olarak kabul edilen “yıllık izinleri” ve “Sağlık Kurulu veya tek Tabip raporlarına istinaden kullanılan hastalık izinleri” nin  döner sermayeden yapılacak ek ödemenin oranlanmasında eksik çalışılmış gün olarak kabul edilmesi hukuka aykırıdır. Bu nedenle de,  anılan yönergenin 4. maddesinin (o) bendinde belirtilen  “yıllık izin” ve  “Sağlık Kurulu veya tek Tabip raporlarına istinaden kullanılan hastalık izinleri”  ibaresinin iptali gerekmektedir.

 

Yine, 657 sayılı  kanunun 103. maddesinin son  fıkrasında; “Hizmetleri sırasında radyoaktif ışınlarla çalışan personele, her yıl yıllık izinlerine ilaveten bir aylık sağlık izni verilir.”hükmü yer  almaktadır. “Sağlık izni” personele fiilen çalıştığı günler dolayısıyla maruz kaldığı radyoaktif ışınların, sağlığında kalıcı bir hastalığa sebebiyet vermemesi için  kanunen tanınmış mazeret izni hakkıdır. Burada hemen belirtmek gerekir ki; Radyoloji, Radyum ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkındaki Tüzüğün 29. maddesinde: Bu gibi müesseselerde , her röntgen mütehassısının ve röntgen ve  radyum ile iştigal eden kimsenin senede 4 hafta muntazam tatil yapması mecburidir”.  Başka bir ifadeyle; radyoaktif ışınlara maruz kalan personel,  657 sayılı  kanun ve ilgili tüzük gereği  sağlık izni kullanmaya mecburdur.  Dolayısıyla kanun ve ilgili tüzük gereği kullanılması zorunlu olarak tanınmış özel nitelikli bu hakkın, personelin  fiilen çalıştığı günlerden çıkarılması hakkaniyete uygun değildir. Bu nedenle de,  anılan yönergenin 4. maddesinin (o) bendinden “mazeret   izni” ibaresinin iptali gerekmektedir.

 

Keza, 4688 sayılı  Kamu Görevlileri Sendikası Kanunun 18. maddesinin son fıkrasına göre; “Sendika veya konfederasyonunu sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri ile  sendika şube yönetim kurulu üyelerinden görevlerine kurumlarında devam edecek olanlar haftada bir gün kurumlarından izinli sayılırlar” hükmü yer almaktadır. Buna göre,   4688 sayılının 18. maddesine göre tahdidi olarak belirtilen personel sendikal hakkın bir gereği olarak mazeret izni kullanmaktadırlar. Sendika özgürlüğü ve örgütlenme hakkı çerçevesinde mazeret iznini kullanan bu personelin,  döner sermayeden yapılacak ek ödemenin oranlanmasında eksik çalışılmış gün olarak kabul edilmesi sendikal örgütlenme faaliyetini  adeta cezalandırıcı niteliktedir. Bu nedenle de,  anılan yönergenin 4. maddesinin (o) bendinden “mazeret   izni” ibaresinin iptali gerekmektedir.

Burada hemen belirtmek gerekir ki; anılan yönergenin 4. maddesinin (o) bendine göre,  döner sermayeden yapılacak ek ödemenin oranlanmasında  eksik çalışılmış gün olarak kabul edilecek izinler tahdidi olarak belirtilmiştir. Mezkur yönergenin 4. maddesinin (o) bendinde “Sağlık izni” ve “Sendikal faaliyet izni” tahdidi olarak belirtilen izinlerde belirtilmediği halde bu izin sürelerinde  döner sermayeden yapılacak ek ödemenin oranlanmasında  eksik çalışılmış gün olarak kabul edilmektedir. Oysa  “Sağlık izni” ve “Sendikal faaliyet izni” 657 sayılı  yasanın 104 maddesinde yer almayan,  özel kanunlarla   tanınmış bir mazeret iznidir .Bu nedenle de , anılan yönergenin 4. maddesinin (o) bendinden “mazeret   izni” ibaresinin iptali gerekmektedir.

 

         3-) Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin 5. maddesinin (b) bendinde yer alan “fiilen” ibaresinin iptali bakımından:

 

Yönergenin ,  5. maddesinin (b) bendinde : “Ek ödeme, personelin kuruma “fiilen” katkı sağladığı sürece verilebilir.” ifadesi yer almaktadır. Mezkur yönergenin “fiilen” ibaresi uyarınca; personelin bulunduğu birimde münhasıran çalışması ve bu çalışmanın süreklilik arz etmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, personelin mesaisinin tamamını aynı birime hasretmesi şartına bağlıdır. Örneğin; işin ve hizmetin gereği özellik arz eden birimlerde çalışan personel ile bu birimdeki hizmetini kurumun başka bir biriminde ki görev ile birlikte yürüten personelin   özellik arz eden birimler için öngörülen 2.0  katsayısından faydalanması mümkün olmamakta ve bu personele 1.5 katsayısı uygulanmaktadır. Oysa ki, sağlık  personeli yetersizliği yaşayan hastanelerde kurum  amirleri tarafından,  personel yetersizliği  kapatılmak için personel mesai saatleri içinde birden fazla  farklı birimlerde çalıştırılmaktadır.  Dolayısıyla, sağlık  personeli yetersizliği yaşayan hastanelerde  mesai saatleri içinde birden fazla  farklı birimlerde çalışmak, çalışan personelin kendi isteği değil, ülkemizin bir gerçeğidir. Bu nedenle de, sağlık  personeli yetersizliği nedeniyle, hizmetini kurumun başka bir biriminde ki görev ile birlikte yürüten ve salt özellikli birimlerde “fiilen” çalışmadığı gerekçesiyle mesaisinin tamamını aynı birime hasredemeyen personele özellik arz eden birimler için öngörülen 2.0  katsayısından faydalanamaması hakkaniyete aykırıdır. Zira,  hizmetini kurumun başka bir biriminde ki görev ile birlikte yürütme zarureti  sağlık  personeli yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Keza sağlık alanındaki yetersizlikleri ortadan kaldırmak “sosyal devletin” bir  gereğidir. Sosyal devletin bu görevi eksik yapılmışsa ve bu açığı kapatan personel bulunduğu birimde münhasıran çalışmadığı gerekçesiyle idarenin düzenleyici işlemleri ile mağdur bırakılamaz. Aksi tavır hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmaz ve Anayasamızın “eşitlik ilkesine” ve “çalışma barışına” aykırıdır. Bu nedenle de dava konusu bendin ““fiilen” ibaresinin iptali  gerekmektedir.

 

          4-) Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin 7. maddesinin ilk cümlesinde yer alan  “Komisyonun başkanı İl Sağlık Müdürüdür.” İbaresinin iptali bakımından:

 

İl Sağlık Müdürü, Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarının zaten  idari amiri sıfatına haizdir. Buna binaen, aynı zamanda yönerge ile verilen görevleri   yerine getirilmesi için teşkil ettirilmiş bir temsil heyetinin başkanı olarak atanması Döner Sermaye komisyonun seçimle belirlenme usul ve esasına aykırıdır. Keza, üyeleri seçimle belirlenen  temsil heyetine seçilmiş bir başkan yerine atanmış bir başkan kabul edilemez. Zira, üyeleri seçimle belirlenen  temsil heyetine atanmış bir başkanın verilmesi   Anayasamızın 10. maddesine belirtilen “Eşitlik ilkesini” ihlal edici niteliktedir. Bu nedenle de Sağlık Bakanlığına Bağlı  İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlık Kurumlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin 7. maddesinin ilk cümlesinde, “Komisyonun başkanı İl Sağlık Müdürüdür..” İfadesinin iptali gerekmektedir.

 

      5-)  “Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin 17. maddesinin iptali bakımından:

 

Dava konusu yönergenin 17. maddesinde   “- Kurumlarda görevli her bir personelin ek ödeme matrahının tespitinde, o personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) tutarının toplamı esas alınır.

Makam, temsil ve görev tazminatlarının yanı sıra taban aylığı, kıdem aylığı, vekalet aylığı, ikinci görev aylığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13’üncü maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı personeline ödenen ek ödeme tutarı ile özelleştirilen kuruluşlardan nakledilen personele ödenen fark tazminatı ek ödemenin matrahına dahil edilmez.”hükmü yer almaktadır. Mezkur yönergenin mefhumu muhalifinden;  ek ödemenin matrahının tespitinde personelin bir ayda alacağı aylık   (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) tutarının toplamının esas alınacağı ancak  Maliye Bakanlığı ile özelleştirilen kuruluşlardan nakledilen personelin ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtilmiştir. Keza, dava konusu yönergenin 5. maddesinin (ı) bendinde; “Makam, temsil ve görev tazminatlarının yanı sıra taban aylığı, kıdem aylığı, vekalet aylığı, ikinci görev aylığı, özelleştirilen kuruluşlardan nakledilen personele ödenen fark tazminatı ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Ek 13 üncü maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı personeline ödenen ek ödeme, döner sermayeden yapılacak ek ödemenin matrahına dahil edilmez.” İbaresi yer almaktadır. Bu ifadede de belirtildiği  üzere;  Maliye Bakanlığı ile özelleştirilen kuruluşlardan nakledilen personel hariç ek ödemenin matrahının tespitinde taban aylığı, kıdem aylığı, ek gösterge , yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) bir ayda alacağı aylık  tutarının toplamında  esas alınır.          

          Başka bir ifadeyle; ek ödemenin matrahının tespitinde;  taban aylığı, kıdem aylığı, ek gösterge , yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) bir ayda alacağı aylık  tutarının toplamında  esas alınır. Yine, yönergenin dayanağını oluşturan Bütçe Kanunun 37. Maddesinin (d) fıkrasında da ;  “Yukarıdaki fıkraya göre personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı hariç) toplamının”, ek ödemenin matrahında dikkate alınacağı belirtilmiştir. Keza 657 sayılı Kanunun 146. maddesinin son fıkrası: ” Bu Kanun gereğince ödenecek aylık, taban aylığı, kıdem aylığı zam ve tazminatlar ile ödenekler toplamının brüt tutarı, bulunulan yerde İş Kanunu gereğince işçiler için tespit olunan asgari ücretin aylık tutarından az olamaz: az olması halinde, aradaki fark memurun diğer özlük hakları ile ilgilendirilmeksizin tazminat olarak ödenir.” Hükmü yer almaktadır. Bu hükümde de belirtildiği üzere;   memurlara bir ayda ödenecek aylığa, taban aylığı, kıdem aylığı,  ve her türlü zam ve tazminatları kapsaması zorunludur.  Ancak; personele yapılan ek ödemenin matrahında, taban aylığı ve kıdem aylığı personelin   bir ayda alacağı aylık  tutarının toplamında esas olarak  alınmamaktadır. Personele ödenen döner sermaye bordrolarından da görüleceği üzere taban aylığı ve kıdem aylığı personelin   bir ayda alacağı aylık  tutarının toplamında esas olarak  alınmamaktadır. Her ne kadar taban aylığı ve kıdem aylığının  ek ödeme matrahına dahil edilmeyeceği konusunda her hangi bir açıklık söz konusu değilse de personele ödenen döner sermaye bordrolarında da görüleceği üzere mezkur yönergeler bu haliyle Bütçe Kanunu’na aykırıdır. Zira Kanun koyucu  taban aylığı ve kıdem aylığının personelin aylığında kalmasını emretmekte iken, yürütme bu hükme aykırı davranmaktadır. Halbuki, Anayasanın 8. maddesi gereği “yürütme organı ,yürütme yetkisini kanunlara uygun kullanmak ve yerine getirmek  mecburiyetindedir”.

 Mezkur yönergenin ilgili hükmünün , Anayasanın 8. maddesine, Bütçe Kanuna  ve 657 sayılı Kanunun 146. maddesine aykırıdır. Bu nedenle de ilgili hükmün iptali gerekmektedir.

 

        6-) “Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin Ek-2 tablosunda ki “Hizmet Alanı Kadro Unvan Katsayıları”

İlçe ve AÇS/AP Merkezleri Ayniyat Saymanları ile diğer ayniyat saymanları ve Sağlık Müdürlüğünde görevli şefler

0,50

tablosunda yer alan, “Sağlık Müdürlüğünde görevli şefler” ibaresinin  iptali bakımından:

 

        Dava konusu yönergenin Ek-2 tablosunda Hizmet Alanı Kadro Unvan Katsayıları gösterilmektedir.Tabloda belirtildiği üzere , Sağlık  müdürlüğünde görevli şeflerin, hizmet alanı kadro unvan katsayıları,  0,50 olarak gösterilmiştir. Tabloda  yer alan; çocuk gelişimcisi,sosyal çalışmacı,tıbbi teknolog gibi  personelin hizmet alanı kadro unvan katsayıları ise,  0,75 olarak gösterilmiştir. Oysa ki; Sağlık  müdürlüğünde görevli şefler, anılan personelin  idari amiri olmasına rağmen,  katsayıları daha düşüktür. Bu durum dava konusu yönergenin amacına aykırıdır. Şöyle ki, mezkur yönergenin dayanağını oluşturan Bütçe Kanunun  37. maddesinin (d) fıkrasına göre; “bu ödemenin oranı ile usul ve esasları; personelin unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı, serbest çalışıp çalışmaması ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar esas alınarak”  belirlenir. Ancak;  Sağlık  müdürlüğünde görevli şeflerin, unvanı, görevi ve hizmete katkısı değerlendirilmeden,  keyfi bir taktir hakkı kullanarak  belirlenmiştir. Zira;  çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, tıbbi teknolog gibi  personelin hizmet alanı kadro unvan katsayıları dikkate alındığında,  Sağlık  müdürlüğünde görevli şeflerin katsayılarının keyfi olarak düzenlendiği açıktır. Dolayısıyla, dava konusu yönergenin ilgili hükmü sebep unsuru yönünden hukuka aykırıdır.

 

           Bu nedenle de, Bütçe Kanuna aykırı olarak hazırlanan Ek-2 tablosunda ki, “Sağlık Müdürlüğünde görevli şefler” ibaresinin  iptali gerekmektedir.

 

7-)Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin 5 maddesinin (g) bendinin ve 20. maddesinin  iptali bakımından:

 

             Dava konusu yönergenin 5 maddesinin (g) bendinde;  1/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda belirtilen vergi dilimleri dikkate alınarak Gelir Vergisi ve Damga Vergisi kesilir.”ibaresi yer almaktadır. Buna göre de personelin kendi katkısıyla elde etmiş olduğu döner sermaye ek ödemesinden gelir vergisi kesilmektedir. Yine; Dava konusu yönergenin 20. maddesinde; “Ek ödemeden, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda belirtilen vergi dilimleri ve personele daha önce ödenen aylık ve döner sermaye ek ödemelerine ilişkin süregelen gelir vergisi matrahı da dikkate alınarak, gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılır.” ibaresi yer almaktadır.

                   Sağlık Bakanlığına Bağlı  merkez teşkilatı, döner sermayesi olmayan bir kuruluş olmasına rağmen,  Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci, Basamak Sağlık Kuruluşlarında çalışan personelin  katkısıyla elde etmiş olduğu döner sermayeden, merkeze aktarılan pay neticesinde döner sermaye ek ödemesi alabilmektedir. Keza dava konusu yönergenin 5. maddesinin (a) bendinin  2. fıkrasından da  görüleceği üzere,  “Ek ödeme, personelin kuruluşa fiilen katkı sağladığı sürece verilebilir. Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden, o kuruluşta görevli personele yapılacak ek ödeme toplamı, (ilgili kuruluşun cari yıldaki) döner sermaye gelirinden, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Hazine ile Sağlık Bakanlığı payı ayrıldıktan sonra kalan miktarın % 65’ini aşamaz “” Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılması için  Merkez payı ayrılması  mecburidir. Sağlık Bakanlığına Bağlı  merkez teşkilatı Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında çalışan personelin  katkısıyla elde etmiş olduğu döner sermayeden merkeze aktarılan pay neticesinde döner sermaye ek ödemesi almasına rağmen Sağlık Bakanlığına Bağlı  merkez teşkilatı personelinin   döner sermaye ek ödemesinden  Gelir Vergisi kesilmez. Bu durum Anayasamıza aykırılık teşkil etmektedir.

 

                                    ANAYASAYA AYKIRILIK SEBEPLERİ:

 

                 Dava konusu yönergenin 3. maddesinde de ifade edildiği üzere, yönergenin hukuki dayanağı 2005 Mali Yılı  Bütçe Kanununun 37. maddesinin (d) fıkrasıdır. 2005 Mali Yılı  Bütçe Kanununun 37. maddesinin (d) fıkrasının 4. paragrafının son cümlesine göre;  Merkez teşkilatında görev yapan personele bu fıkra kapsamında yapılacak toplam ek ödeme, döner sermaye işletmelerinden cari yılda aktarılan tutarın % 50'sini geçemez ve bu ödemeler gelir vergisine tabi tutulmaz.” Merkez teşkilatında görev yapan personelin  döner sermaye ek ödemesinden  Gelir Vergisi kesilmez. Başka bir ifadeyle; Sağlık Bakanlığına Bağlı  merkez teşkilatı personeli;  Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci, Basamak Sağlık Kuruluşlarında çalışan personelin  katkısıyla elde etmiş olduğu döner sermayeden, merkeze aktarılan pay neticesinde döner sermaye ek ödemesi almasına rağmen Bütçe Kanunu ile kendilerine imtiyaz tanındığından gelir vergisi ödememektedir. Bu durum;  Anayasamızın 10. maddesine belirtilen “Eşitlik ilkesini” ihlal edici nitelikte olduğundan, “Sağlık Bakanlığına Bağlı  Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermayeden Ek Ödeme yapılmasına Dair Yönerge” nin 5 maddesinin (g) bendinde, 1/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda belirtilen vergi dilimleri dikkate alınarak Gelir Vergisi ve Damga Vergisi kesilir.”ibaresinin iptali gerekmektedir. Yine ; 2005 Mali Yılı  Bütçe Kanununun 37. maddesinin (d) fıkrasının 4. paragrafının son cümlesinde yer alan “Merkez teşkilatında görev yapan” ibaresi Sağlık Bakanlığına Bağlı  merkez teşkilatı personelini gelir vergisinden muaf tutarak Anayasamızın 10. maddesine belirtilen “Kanun Önünde Eşitlik ilkesine” ve Anayasamızın 49. maddesinde belirtilen “Çalışma barışını” ihlal ettiğinden  sadece merkez teşkilatı personeline tanınan vergi muafiyetinin tüm personele tahmiline karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de Merkez teşkilatında görev yapan” ibaresi   Anayasaya aykırı olduğundan, somut norm denetimi usulüyle, Anayasa Mahkemesi’nin incelemesine tabi tutulmalıdır. Bu yöndeki iddiamızın ciddi görülmesini ve konunun Anayasa Mahkemesi’ne intikalini talep etmekteyiz.

 

 YÜRÜTMEYİ DURDURMA SEBEPLERİ

 

             Malumları olduğu üzere, 2577 sayılı Yasa’nın 2. maddesi gereğince “Düzenleyici işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı ve düzenleyici işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartları birlikte gerçekleştiği” taktirde, ilgili düzenleyici işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilir. Davamıza konu düzenleyici işlemin ilgili hükümleri  açıkça hukuka aykırı olduğundan ve söz konusu hükümlerin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağı aşikar olduğundan mezkur hükümlerin yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.

 

HUKUKİ SEBEPLER : Anayasa , İ.Y.U.K., 657 sayılı Kanun, Radyoloji, Radyum ve Elektrikle Tedavi Müesseseleri Hakkındaki Tüzüğü, 01.02.2005 tarih ve 349 makam onaylı yönerge, 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu, ve sair hukuki sebepler

 

HUKUKİ DELİLLER  : Dava konusu döner sermaye yönergesi  ve sair hukuki deliller.

 

 

NETİCE –İ TALEP        : Gerek yukarıda arz ve izah olunan ve gerekse resen gözetilecek nedenlerle;

       1-) Davaya konu yönergelerin yasal dayanağını oluşturan, 2005 Mali Yılı Bütçe Kanunu’nun 37. maddesi (d) bendinin 4.  fıkrasının son cümlesinin Anayasaya aykırı  olduğu iddiamızın ciddi görülerek, somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne intikaline,

      2-) İdarenin savunma süresinin kısaltılmasına,

      3-) Davaya konu yönergenin 4. maddesinin (o) bendinde belirtilen “ yıllık izin”,  “mazeret   izni” ve  “Sağlık Kurulu veya tek Tabip raporlarına istinaden kullanılan hastalık izinleri” ibaresinin iptaline,

      4-) Davaya konu yönergenin 5. maddesinin (b) bendinde  yer alan “fiilen” ibaresinin iptaline,

       5-) Davaya konu yönergenin 7. maddesinin ilk cümlesinde yer alan  “Komisyonun başkanı İl Sağlık Müdürüdür.” İbaresinin iptaline,

      6-) Davaya konu yönergenin Ek-2 tablosunda ki, “Sağlık Müdürlüğünde görevli şefler” ibaresinin iptaline,

      7-) Davaya konu yönergenin 17. ve 20. maddesinin iptaline,

      8-) Muhakeme masrafları ile ücreti vekaletin davalı taraf aleyhine hükmedilmesini saygılarımla  bilvekale arz ve talep ederim. 16.03.2005 

 

 

 

 

                                                                                                          Davacı Sendika Vekili                                                                                                                                

                                                                                                              Av. Gülay KİCİK